öykü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öykü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2020 Cuma

Uykusuz Bir Çağ


İki binden yirmi yıl sonra bir derginin tuhaf kapağı dikkatimi çekti.  Yaşamaya ve gülmeye uzun süredir ne kadar uzak olduğumu düşündüm. Ne yazık ki kapak çok acı bir geleceksizliği anlatıyordu ve aslında gülünebilecek hiçbir yanı yoktu. Öne eğilmiş, yüzü belirsiz iri bir adam "Büyüyünce ne olacaksın bakalım?" diye soruyordu. Yuvarlak kafasından kim olduğu anlaşılmayan kollarını yana sarkıtmış küçücük bir çocuğun balonundaysa "Böyle giderse ya şehit ya mülteci" yazıyordu. Yine de elimde olmadan gülümsedim. Bir umut vardı çocuğun görünmeyen yüzünde ve sessizce "Başka bir yolunu bulacağım ben" diyordu. Uykusuz günlerin ve gecelerin ürünü olduğu belli olan bir derginin altı yüz elli üçüncü bölümüyle böyle tanıştım. O sırada kara Korona bulutları dünyaya henüz çok yayılmamıştı ama her yerde bir karanlık olduğu da sezilebiliyordu. "Önemli olan geceyi sabahın mutlaka geleceğini unutmadan yaşayabilmek olmalı" diye düşündüm.

Gülmeyi bilen ve yaşamı seven insanların içlerindeki neşeyi daha çok duyurabilmeleri dileğiyle.

https://www.facebook.com/UykusuzResmi/
https://twitter.com/UykusuzDergi
https://www.instagram.com/uykusuzdergisi/
https://www.uykusuzdukkan.com.tr/

27 Aralık 2019 Cuma

Deliler Teknesi'nde Yaşam


deliler teknesi'nde yaşam
kasım-aralık 2019, 78

Nilgün Marmara'nın Yabancıları

Bir yabancıdan söz etmiş Nilgün Marmara bir deliler teknesinin altmış üçüncü sayfasında. Görüp tanımak ve anlamak kolay değil o yabancıları. "Yabancı"... Sen! Kimdin sen, "yaslanırken" "ışığın biberi yaramıza", kurtulabilir miydi insan yarattığı bu tuhaf evrende yabancı olmaktan? Yaşamın ölümünden? Yabancılığın acı bir öyküsünü anlatmış Nilgün Marmara, "güzdü sonsuz bir çöle takılan bakışımız" demiş, "bilmedik çekenin yanlış bir uzaklık olduğunu" demiş. "Yabancıların en yakını" onu bulabilmiş mi? Bilmiyorum. Ama Derya Balcı, "Ya sonra" diye başlayarak "Ve son engeli de aştığımızda kendimizi Marmara'nın serin sularında bulduk" demiş. Evet, "güzdü sonsuz bir çöle takılan bakışımız".

https://www.facebook.com/marmara.nilgun/
Nilgün Marmara, (13 Şubat 1958 - 13 Ekim 1987).

Edebiyat ve İntihar, deliler teknesinde

"Edebiyat ve İntihar" dosyası bir salıncakla başlamış. Salıncakta görünmeyen o kadın ve erkek, şimdi hangi zamanın uzayındalar?

Hülya Soyşekerci'nin Günlükleri

Hülya Soyşekerci günlüklerinden Ahmet Oktay'ı ve Stefan Zweig'ı getirmiş. "Yaşam yerine ölümü seçen şair ve yazarlar, Ahmet Oktay'ın dizelerinde her biri birer şiir halinde gözlerimin önünden geçtiler" demiş. 1987'de yayımlanan Yol Üstündeki Semender'i "intihar eden sanatçılar için yazılmış, derinlikli bir yapıt" olarak nitelemiş. Kitap "Beni intihar ettiler" (A. Artaud) dizesiyle başlıyormuş. Hülya Soyşekerci Ahmet Oktay'dan Epilog'la biten yapıtın son dizelerini aktarmış. "Bu kitabın adınnı andığı / ölümlerini bir bir / denemeye çalıştığı 12 insan / korkak oldukları kadar cesur / umutsuz oldukları kadar umutluydular." Sonra stefan Zweig'ın ve günlüklerinin öyküsünü ve öykülerini anlatmış. 16 Haziran 1940 tarihli günlüğünde Zweig "Hayatlarımız on yıllarca düzelmeyecek, benim önümdeyse on yıllar yok", 28 Haziran 1940'ta "Avrupa'yla birlikte ölmek gerekmez mi?" demiş. Karısı charlotte ile birlikte ölüme gitmeden önce bir mektup bırakmış. Kleist yazdığı biyografide Zweig'ın "kendi yaşamından bir şiir yaratarak" öldüğünü söylemiş. Şimdi ben, Nâzım'ın ve Zweig'ın öldüğü yaştayım. Yaşımın ve geçmişin geleceğinde yaşanacakları biliyor olmanın şımarıklığıyla sesleniyorum dünyayı 1942'de bırakan altmış bir yaşındaki Zweig'a. Ah Stefan, keşke üç yıl daha bekleyebilseydin ve "Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm" diyebilseydin.

Füruğ ve Meltem

Füruğ Ferruhzad "sessizlikti ve meltem / perdeyi uçuruyordu" demişti ve Meltem Dağcı distopik geleceklerin birinden söz ediyordu.
https://www.turkedebiyati.org/furug-ferruhzad/
https://www.facebook.com/ferruhzad.furug/

Ettore Schmitz'in Şakaları

Gönül Ocak, İtalo Svevo'nun "Kötü bir Şaka" ve Joel Kovel'in "Arzu Çağı" adlı kitaplarından ve Müge Yüksel'in Svevo hakkındaki tez çalışmasından yola çıkarak, "Bilinçaltında Gizli Bir Tutku" başlıklı bir yazı yazmış.

Zeynep Kurada'nın Sebepsiz Günü

"Sevmeye değecek bir şey yok / Yaralı kuşlardan başka" demiş Zeynep Kurada. "Sebepsiz bir gün için", "For a Reasonless Day", "There is nothing worth loving / Except wounded birds" diyebilir miyiz? Şiir çevrilebilir mi? Zeynep Kurada "İyi bir şeylerden kalan toz bulutları" diyerek havadaki seslerden ve anılardan da söz etmiş. Toz bulutları'nın birliği, bir Neruda şiiriyle anlatılabilir mi, yaşanabilir mı?

Aydın Şimşek'in Psikolojik Zamanları

Walter Benjamin'den anlatının "enformasyonun yoksun olduğu genişliğe" uzanmasıyla ilgili bir alıntı yapan Aydın Şimşek yazısında sanat tarihinin derinlikleriyle fiziki ve psikolojik zamanlarda dolaşmış. Rönesansın ilk dönemlerinden başlayarak sanatın ve yapıtlarının bilinen ve henüz pek bilinmeyen akımlara uzanan yolculuklarını anlatmış. 1960'lı ve 70'li yıllara ve sonrasına uzanmış. Yazısına kartopu yöntemiyle yazılmış bir şiir de koymuş. Psikolojik zamana dayalı anlatılarda, yaratıcı düşünce ve dilin deneysel olanağının yabana atılmaması gerektiğini söylemiş.
https://www.kanguruyayinlari.com.tr/
https://www.facebook.com/kanguruyayinlari/

Ali Günay'dan Uyulmayacak Öğütler

Bu dünya üzerinde kendisine öğüt verilmesinden ve öneriler getirilmesinden hoşlanan kaç kişi bulunur bilmiyorum ama yüzlerce, belki de binlerce yıldır "akıllar pazarda satılığa çıkmış, herkes kendi aklını almış" dendiğine göre bu tür kişiler varsa bile sayıları pek fazla olmasa gerek. Ali Günay da, kimsenin zaten dikkate alıp uymayacağını bildiği için olsa gerek, biraz uzun başlıklı bir yazı yazmış. "Öğüt ve öneriden nefret eden genç yazar ve şairlere asla uymamaları gereken öğüt ve öneriler". Zamanla, kitapla, öğrenmekle, yetenekle, ustalıkla, gelecek ve geçmişle, düşünmek ve kaygılanmakla, yeteneğe inanmakla, "ben anlatıcı" olmakla, şair ve yazar olarak tanınmakla, post modern kimliklerle, gerçekler ve hakikatlerle, sisli kurgu gerçeğiyle, tabu yıkıcı olmakla, kaosla ve gerçek ötesiyle, sözcüklerin kelimelere ve tümcelerin cümlelere dönüşmesiyle, imgelerin üst dilleri ve imgeleriyle, edebiyat etkinliklerinden nasıl yararlanılabileceğiyle, konuşmacı olmanın incelikleriyle ve romana ve başka alanlara zıplamanın önemiyle ilgili düşüncelerini yirmi maddede yazmış. Yirmi birinci ve sonraki maddeleri de genç yazar ve şairlere ve onlara öğüt vermek isteyebilecek deneyimli yazar ve şairlere bırakmış.

Ü.Gülsüm Bülbül'den Ölmeden Önce Okunması Gereken Kitaplar

Virginia Woolf 1882 yılında Londra'da doğmuş. Mina Urgan "Virginia Woolf" kitabında onun yaşamını altı bölümde incelemiş. Ü.Gülsüm Bülbül yararlandığı diğer kaynakları Erendiz Atasü'nün "Benim Yazarlarım", Hülya Soyşekerci'nin "Yazarlara ve Yapıtlara Yönelik Okumalar", Virginia Woolf'un "Bir Yazarın Güncesi" kitapları ve Asuman Kafaoğlu Büke'nin Cumhuriyet Kitap Eki'ndeki "Bir Odam Olsa" yazısı olarak belirtmiş. Bu arada galiba Selim'in veya bir arkadaşının "Kendime Ait Odalar" adını verdiği küçücük bir öyküsünde de "Gerçekten kendime ait bir odayı hiç bulamadım" gibi bir cümle yer almış ama öykünün izini hiçbir yerde bulamadım. Henüz bitiremediği için paylaşmamış olmalı.

Hatice Sönmez Kaya, Ali Günay ve Arka Bahçe'ler

"Söz Uçar" diye lafa başlayıp daha sonra Arka Bahçe'de "Eski yeni demem laf alır satarım" diyen yazarı tanıtan Hatice Sönmez Kaya, Ali Günay için şöyle demiş: "Geçmişten günümüze belletilen özdeyişleri, atasözlerini bizim bildiğimiz dışında yorumlar. Yepyeni ufuklar açar dağarcığımıza hem de bilgece." Bir arka bahçede "doğaldı doğa insan eli değdi" demiş Ali Günay. Peki insanı kim yarattı? İnsan nasıl insan olamadı?

Tansel Timur'un "Yine Hüzzam" Üzerine Çeşitlemeleri

Tansel Timur, Ş. Didem Keremoğlu'nun "Yine Hüzzam" kitabını tanıtmış. Kitabı başarıyla tanıtmakla kalmamış, bir de yazardan aldığı telefonun ve yaptığı tanıtımın öyküsünü yazmış. Ben de Ali Günay'ın uyulmayacak öğütlerine bir ek yapabilirim: 21. Sakın ha Tansel Timur gibilerin edebiyata dışarıdan bakıp önerdiği 'Yine Hüzzam' gibi geçmişe takılıp kalmış kitapları okumaya ve anlamaya kalkmayın."

Zerrin Saral'dan Sanatta Şiddet ve Trajedisi

Şiddetin sanatın bütün dallarında yaratımı tetikleyen güçlü bir tema olarak karşımıza çıktığını söyleyerek veya öne sürerek söze başlayan yazıda üç alt başlık bulunuyor. "Tragedyaların Oluşumunda Etken Mitoslar", "Artemisia Gentileschi ve Georgia O'Keffle'nin Ortak Trajik Yazgısı" ve "Garip Meyve: Kadına Şiddet Olgusunun Modern Zamanları". Yazıda Susie MacMurray'in resmiyle birlikte üç görsel kullanılmış. Artemia Gentileschi 1593-1652 yılları arasında yaşamış. Bulunduğu dönemde kadının var olma mücadelesinin simgesi olarak biliniyormuş. On dokuz yaşında tacizine maruz kaldığı kişi serbest bırakılınca, yaşadığı travma sanatına yansımış. Yarattığı Judith kendinden farklı, olgun ve fazlasıyla cesur bir kadınmış. Georgia O'Keeffe tablolarında kadın bedeniyle özdeşleştirdiği çiçekler öne çıkıyormuş. Küratörlüğünü yaptığı Garip Meyve sergisinin açılışında Hasan Bülent Kahraman Susie MacMurray için sanatçının "kadın odaklı mitolojik ve ideolojik unsurları kendi kadın algısıyla tekrardan yorumlayarak eserlerinde feminizme dair yeni bir dil oluşturmayı" başardığını söylemiş.

Esperança Camara, Gentileschi, Judith Slaying Holofernes, https://www.khanacademy.org/humanities/monarchy-enlightenment/baroque-art1/baroque-italy/a/gentileschi-judith-slaying-holofernes

Georgia O'Keeffe, Autumn Trees - The Maple 1924, https://www.georgiaokeeffe.net/autumn-trees-the-maple.jsp

Susie MacMurray, A Mixture of Frailties 2004, https://www.susie-macmurray.co.uk/images/garment-sculptures/mixture-of-frailties

Meral İpek, Ahmet Zeki Yeşil, Ümit Yıldırım, Özlem Doğan Kasırga,
Duygu Gücük Eren, Yurdagül Sarıbaş, Berrin Yelkenbiçer,Ezgi Uzgel

Meral İpek'in Onuncu Perisinin Düşleri

Bir soru sormalı "yalnızca balıklar dingin / içinde oldukları çılgın suyu / umursamayan" diyen Meral İpek'e. Gerçekten dingin mi balıklar? Büyüklerin küçükleri. Küçüklerin yaşamı. Bulamama korkusu olmadan.

Ahmet Zeki Yeşil'in Kralının Ülkesi

Binbir ülkeden tuhaf birinde yaşayan bir kralın öyküsünü anlatmış Ahmet Zeki Yeşil. Ama böyle bir ülkede yaşayan bir kralın nasıl keyifli olabildiğini ve hazinesinin değirmenlerinin suyunun nereden geldiğini pek anlamadım.

Ümit Yıldırım'ın Kütüphanecisi

İnsan bir kez Freud'un eline düşmeyegörsün, elinden kimse kurtulamazmış. Rastgele yaşıyormuşuz. Nevrotik oluyormuşuz. Tuhaf sözcükler aynı öyküde buluşmuş. "Beş yıl aynı yastıkta. Annesinin üzerinde söndürdüğü sigaranın yanık izleri. Dünyanın çivisi. Bir anne. Öz çocuğu. Anne ve babayla toslaşma. Pestil olmak. Fışkı kültürü. Çukur. Kadife kumaş. Zımpara kâğıdı. Anlak tulumbası. Meşrutiyet Dönemi. Pert olmuş biri. Roman. Bir eski zaman kitabı. Gazeteler. Kardeşim. Yaptığı haberler. Lavabo. Sessizlik. Mutfak masası. Pikapta plak. Yatak odası. Plastik nesne. Çocuk. Oyun. Yazar. Ayna. İçimdeki avgan. Portreler. Notalar. Yüzüm. Gerginlik. Eridi. Masal. Nefes. Yangın. Müzik. Sessizlik. İnsan bir kez Freud'un eline düşmeyegörsün, elinden kimse kurtulamazmış.

Füruzan Uysal'ın GoneNotGone'ı

Füruzan Uysal "zekâ robotları" için bir kullanım alanı bulmuş. Kara Ayna'nın "Hemen döneceğim" diyen ilgili bölümüyse çok daha ileriye gitmiş.
Be Right Back
Charlie Brooker, Black Mirror, https://www.netflix.com/tr-en/title/70264888

Özlem Doğan Kasırga'nın Balbal Nizam'ı

Özlem Doğan Kasırga anlatmış. "Bir şeyin peşinden koşar herkes" demiş Nizâmi-i Gencevi. Ozanmış. Kuma hasret yaşarmış. Özlem Doğan Kasırga, "bilinmeyenden korunmak için daha da bilinmeyene yol" almış. Kehkeşan'la buluşmuş.

Duygu Gücük Eren'in Deniz Manzaralı Odası

Duygu Gücük Eren kendine ait bir oda bulabilmiş olsa gerek, Deniz Manzaralı Bir Oda'yı yazmış. Kader ağlarını çekip sere serpe yatarken, bir Hülya'nın bir Haldun'u, üniversiteli kızlara "Antik Yunan Filozoflarında Erdem Kavramı"nı anlatıyormuş.

Yurdagül Sarıbaş'ın Kasabadaki Baba ve Giden Oğul Öyküsü

Gitmek. Bir kasaba, bir anne, döven bir baba, giden bir oğul, bir Funda, sonunda istemeden gelen bir oğul, öfke, uyku, acı, bir ölüm. Yaşam.

Berrin Yelkenbiçer ve Yılan

Berrin Yelkenbiçer küçük bedenlere bulaşan bıyık karalarının ve yılanların izi olmayan zehirlerinin öyküsünü yazmış.

Ezgi Uzgel'in Lolita Öyküsü ve Lolita'ları

Ezgi Uzgel iki Lolita'yı ve ikisinden birinin yeniden doğuşunu anlatmış.

deliler teknesi

https://www.kanguruyayinlari.com.tr/
https://www.facebook.com/kanguruyayinlari/

21 Haziran 2017 Çarşamba

Ödülsüz Sorular 8-14

Sorular hep aynı. Cümleler ve cevaplar farklı. "Hangi kitabın ilk cümlesidir?" 

Ödülsüz Sorular 8


Hangi kitabın ilk cümlesidir?
"Ada: Kış rüzgarları kendini göstermeye başladığında, adada herkes kendisini bekleyen soğuk aylara hazırlanmanın telaşına düşer."


İpuçları:
i. Kitapta, ulaşılabilen her kaynaktan yararlanarak öykü tarihinden özgün sesler yansıtılmıştır.
ii. Geniş bir zaman aralığında yazmış öykücülerden bir ekip çalışmasıyla başlıklar seçilmiş, bunlarla ilgili küçük yazılar yazılmıştır.
iii. Konu başlıklarına göre bir tür sözlük gibi düzenlenen kitabın editörü sunuş yazısında, ortaokuldayken okuyup çok etkilendiği ve kitaba adını veren Sait Faik öyküsünden söz etmiştir.



Ödülsüz Sorular 9


Hangi kitabın ilk cümlesidir?
“Muz ağacının dalları yüzüne vuruyor ve keçeleşmiş sarmaşığın dalları etini yırtıyordu.

İpuçları:
İ. Arka kapakta yazarın bir yandan toplumcu yazarların izlerini sürdüğü, ama Latin Amerika'da oluşan büyülü gerçekçiliğe de kapılarını açtığı belirtilmektedir.
ii. Aynı zamanda editör ve politikacı olan yazar, 1980 Venezuela doğumludur.
iii. Kitabın ilk bölümünde İşgal başlıklı uzun bir öykü yer almaktadır. İkinci bölüm kısa, üçüncü bölüm çok kısa öykülerden oluşmaktadır.



Ödülsüz Sorular 10

Hangi kitabın ilk cümlesidir? 
"Söyleyin herkese

En güzel türküleri
çağıracağım bugün
dostlarım için."

İpuçları:
i. Yazarın, çağdaşları Alkaios ve Arkhilokos gibi okurlarına kolayca ulaşabilmiş bir şair olduğu bilinir. 
ii. İÖ 610-580 yılları arasında yaşadığı sanılan şairin yaşamıyla ilgili bilgiler kesin değildir.
iii. Lesbos'un Mitilini şehrinde doğan bu ufak tefek esmer kadın, söylentilere göre bir kız okulunun yöneticiliğini yapmış ve bu okulda aşk tanrıçası Aphrodite inancının ilkelerini evlenme çağına gelen kızlara öğretmiştir.



Ödülsüz Sorular 11

Hangi kitabın ilk cümlesidir?
"Meryem harami sözcüğünü ilk duyduğunda, beş yaşındaydı."   

İpuçları:
i. Kitabın arka kapağında "Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir" denmektedir.
ii. Yaşamı Meryem'le kesişen Leyla, babasının Taliban işe koyulunca yaşananları görmediğine sevinir.
iii. Uçurtma Avcısı adlı kitabıyla tanınan yazar, 31 Ocak 2007 tarihinde yazdığı sonsözde, önceki yıl Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nde çalışma ayrıcalığına eriştiğinden söz ederek sığınmacıların olumsuz koşulları hakkında www.UNrefugees.org sitesinden bilgi alınabileceğini belirtir.



Ödülsüz Sorular 12

Hangi kitabın girişinin ve ilk bölümünün ilk cümleleridir?

"16 Ağustos 1968'de Vallet diye bir rahip tarafından kaleme alınmış bir kitap geçti elime: Melk'li Dom Adso'nun, Dom J. Mabillon'un baskısından Fransızca'ya çevrilmiş elyazması (Pressses de L'abbaye de la Source, Paris, 1842)."

"Başlangıçta Söz vardı ve Söz Tanrı katındaydı ve Söz Tanrı'ydı."

İpuçları:
i. Kitabın arka kapağında yazarın semiolog, tarihçi, filozof, estetikçi, Ortaçağ uzmanı ve James Joyce üzerine derin araştırmalar yapmış biri olduğu belirtiliyor.
ii. Çevirmen Şadan Karadeniz yazısında kitabın "yalnızca Sherlock Holmes'lar, Komiser Maigret'lerle boy ölçüşen, giderek onları aşan üstün zekâ ürünü bir polisiye öykü olarak değil, insanlık tarihinin önemli bir kesitinde yer alan düşünsel çatışmaların sunuluşu, yazarın kendi sözcükleriyle, 'kitaplardan söz eden bir kitap' olarak" ilgi çekmesini umduğunu belirtiyor.
iii. Filmi de çekilen ve ilk kez 1980'de İtalya'da yayımlanmış kitabın yazarının bu romanıyla dünyanın dört bir yanında ünlendiği belirtiliyor.



Ödülsüz Sorular 13

Hangi kitabın girişinin ve ilk bölümünün ilk cümleleridir?  

"15 yıl önce bu kitap hakkında ilk çalışmalara başladığımda zaman zaman tereddütlere kapılmıştım."

"Yaşamımın bir bölümü daha kapandı."

İpuçları:
i. Kitabın arka kapağında yazarın "Filmsel görüntünün oluşturulması, filmde zaman, ritm ve kurgu, senaryo, kamera, oyunculuk ve müziğin rolü konusunda özgün görüşlerini dile" getirdiği belirtiliyor.
ii. "Sanat: İdeale Duyulan Özlem" başlıklı ikinci bölümde yazar, "Sanat niçin vardır? Sanata kim ihtiyaç duyar?" gibi sorular sorduktan sonra sanat anlayışını açıklıyor.
iii. "Nostalghia'nın Ardından" başlıklı sekizinci bölüme yazar, "İlk defa ülkemde çekmediğim bir filmi de nihayet tamamlamış bulunmaktayım" diyerek başlıyor.



Ödülsüz Sorular 14

Hangi kitabın ilk cümlesidir?

"Ünlü ozan John Keats (1795–1821), en güzel şiirlerinden birinde, yurttaşı George Chapman’ın on altıncı yüzyıl sonunda yapmış olduğu bir Homeros çevirisini ilk kez okumanın coşkusunu dile getirir."

İpuçları:
i. Yazarı, nesnel bilgi içerikli metinleri değerlendirmek için kullanılabilen yeterlilik kavramının, sanat metinlerinin çevirisinde sağlıklı bir ölçüt olamayacağı düşüncesindedir.
ii. Yazarı, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunudur. 1958'den sonra Varlık, Yeni Dergi, Türk Dili, Yeni Ufuklar, Çağdaş Eleştiri gibi dergilerde inceleme yazıları ve çeviriler yayımlamıştır. Özgün olmanın ve yeni olmanın sanat metninin varlığının temeli olduğunu belirtir.
iii. Başlıca yapıtları arasında "Edebiyatta Ada" ve "Okuma Uğraşı" adlı iki kitabı da bulunmaktadır.

10 Ocak 2015 Cumartesi

Ödülsüz Sorular 1-7

Ödülsüz Sorular 1

Hangi kitabın ilk cümlesidir? 
"Huvat Aktaş'ın bir gündüz bir gece süren yolculuğu, bir öğle vakti Alacüvek Köyü ağılının başında son buldu."
İpuçları:
i. Yazarı 1957 yılında Kayseri Bünyan'a bağlı Karacafenk Köyü'nde doğdu.
ii. Cümle yazarın 1983'te yayımlanıp edebiyat dünyasında büyük ilgiyle karşılanan ilk kitabından.
iii. Yazarın diğer kitapları arasında Berci Kristin Çöp Masalları (1984), Gece Dersleri (1986) ve Unutma Bahçesi (2004) bulunuyor.


Ödülsüz Sorular 2

Hangi kitabın ilk cümlesidir?
"Birkaç ay önce kamuoyunu haftalarca meşgul eden ve halk arasında 'Yalı Cinayeti' olarak adlandırılan dava dün sonuçlanmış ve sanıklardan Melek Ebruzade idama, suç ortağı Yalçın Özveren ise ömür boyu hapse mahkum olmuşlardır."
İpuçları:
i. Yazarı 1945 yılında Bursa'da doğdu.
ii. İlk kez 1979'da yayımlanan kitabın 1988'den sonraki baskılarında yazarın İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne verdiği savunma bulunabilir.
iii. Diğer kitapları arasında Yarın Yarın (1976) ve Bitmeyen Aşk (1986) bulunan yazar Akışı Olmayan Sular (1983) ile Sait Faik Hikâye Armağanı kazanmıştır.


Ödülsüz Sorular 3

Hangi kitabın ilk cümlesidir?
"Söyle, tanrıça, Peleusoğlu Akhilleus'un öfkesini söyle."
İpuçları:
i. Yazarı (ya da yazarları) en az yirmi beş yüzyıl önce yaşamıştır.
ii. Heinrich Schliemann'un kazılarıyla sonunda yeri bulunabilen eski bir kentteki kuşatmayı anlatmaktadır.
iii. Troya'daki savaşın kısa bir kesiti olan destanı Yunanca aslından Azra Erhat çevirmiştir.


Ödülsüz Sorular 4

Hangi kitabın ilk cümlesidir?
"Haziran'ın başından beri öyle şeyler yaşanıyor ki..."
İpuçları:
i. Kitabın girişinde Leyla Erbil'in "Tuhaf Bir Erkek" kitabından bir alıntı bulunmaktadır .
ii. Arka kapakta 28 öykücünün kaleminden derlendiği belirtilerek adları listelenmektedir.
iii. Kitabı "Öyküyü O Gençler Yazdılar" başlıklı bir giriş yazan Kadir Yüksel hazırlamıştır.


Ödülsüz Sorular 5

Hangi kitabın ilk cümlesidir?
"çalışmaya inanırdı babam"
İpuçları:
i. Arka kapakta yazar "daha kaç aşk vurulacak gökyüzünden?" diye sormaktadır.
ii. İlk bölümün şiirleri "mavi boncuklar ve kemikler" başlığı arkasında toplanmıştır.
iii. Alt başlığı "ateşin içinden ne denli daha iyi yürüdüğündür mesele" olan kitabın çevirisini Avo Pardo yapmıştır.


Ödülsüz Sorular 6

Hangi kitabın ilk cümlesidir?
"Birinci Bölüm, bizim sokaktaki eski ama sağlam bir gemiye benzeyen köşe evle ilgili."
İpuçları:
i. Arka kapakta yazarın okurlarını zamansal olarak 1960'lı yıllara, mekan olarak da Sovyetler Birliği'ne götürdüğü belirtilmektedir.
ii. Kitabın başında, üç farklı adla anılan Memiş'in aile ağacı verilmiştir.
iii. Rusça aslından Birsen Karaca'nın çevirdiği kitap birçok ülkede yayımlanmıştır.


Ödülsüz Sorular 7

Hangi kitabın ilk cümlesidir?
"Barrabas bize denizden geldi, diye yazdı Clara adındaki çocuk, o güzel, çıtkırıldım yazısıyla."
İpuçları:
i. Kitabın 1995 baskısının arkasında yazar, "Latin Amerika edebiyatının son on-on beş yıl içinde yarattığı en önemli isimlerden biri" sözleriyle tanıtılmakta, ustalığının Gabriel Garcia Marquez'in ustalığına yaklaştığı belirtilmektedır.
ii. Bir ailenin üç kuşağını yetmiş yıllık bir süreç içinde anlatan kitabın 1993'te gösterilen sinema uyarlamasını  Bille August yönetmiştir.
iii. Kitabın çevirisini Nihal Yeğinobalı yapmıştır.