Ahmet Telli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Telli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2018 Pazar

Kitaplar, Kentler, Fuarlar



Kitaplar bulundukları yere göre farklı anlamlar kazanabilirler mi? Bir kitap ne zaman yaşamaya başlar? Bir yazar doğduğu anda mı, kendini arama yolculuğundaki önemli anlarından birinde mi, kitabını yazmaya karar verdiği anda mı, zorlu bir sürecin içinde yükselip alçalarak çıkış yollarını bulmaya çalışırken kapatıldığı labirentte yaşadığı anlardan herhangi birinde mi, sonunda oradan kurtulup büyük bir sevinç duyduğu anda mı, sözleri başkalarına ulaşmaya başladığında mı, gönderdiği sorular yeni sorular olarak ona geri döndüğünde mi? Kitapların sözleri uzayda ve zamanda değişmez midir? Yoksa okundukça ve yeni kitaplar yazıldıkça sürekli yeni öyküler mi anlatmaya başlarlar?

Kentler ve fuarlar olmasa, kitaplar olabilir miydi?

....


İzmir kitap fuarı açılmış. Fuarla ilgili bilgiler web sitesinden ve facebook, twitter/ ve instagram hesaplarından izlenebiliyormuş. Bu yıl 470 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleşecek 23. İzmir Kitap Fuarı,  yaklaşık 120 kültür etkinliğine ev sahipliği yapacakmış. Aralarında Gülten Dayıoğlu, Doğan Hızlan, Canan Karatay, Ahmet Ümit, İlber Ortaylı, Müjde Ar, Deniz Kavukçuoğlu, Canan Tan, Altan Öymen, Doğan Cüceloğlu, Cemre Birand, Arif Keskiner, Ataol Behramoğlu, Yüksel Pazarkaya, Mavisel Yener, Sinan Canan, Doğu Yücel, Behiç Ak, Ercan Kesal, Cem Yılmaz, Teoman, İrfan Değirmenci, Aytül Akal, Hikmet Anıl Öztekin, Oya Baydar, Kahraman Tazeoğlu, Ahmet Telli, Mine Soysal, İhsan Eliaçık, Sinan Meydan, İbrahim Kaboğlu, Mine Söğüt, Kemal Hamamcıoğlu, Ahmet Şimşirgil, İsmail Saymaz ve Hicabi Demirci’nin de bulunduğu pek çok yazar, şair, oyuncu ve bilim insanı okurlarıyla buluşacakmış.

Ne güzel. Türkiye'nin güzel insanları böyle güzel bir fuara katıldıkları zaman, Türkiye'de artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz, değil mi? Herkes daha çok okur ve başkalarını dinler, düşüncelerini akla ve bilgiye dayandırır, sözlerini özenle seçer, kızdıklarını yıkmak için değil geleceği korumak için konuşur ve yazar.

Türkiye'nin güzel insanları, Türkiye'yi gerçekten seviyorlardır, değil mi?

...

Reyyan Bayar, "Ahmet Telli'nin 1966-2016 arası kaleme adığı şiirlerin elli yıllık bir dökümü" dediği "Vedâ Divânı"  kitabı hakkında "şiirinin elli yılının dönemsel eğilimlerini, estetik ve etik serüvenini" konuşmuş. Kitap, Ahmet Telli'nin 1966-2016 arasında yayımlanmış on şiir kitabının toplamıymış. Nedense aklıma "Elli Yıllık Bir Öykü" geldi.

....

Kırmızı Kedi, "Kuş Uçar Kanat Ağlar" diyerek Necatigil Şiir Ödülü'ne değer görülen Şükrü Erbaş'ı kutlamış.

....

Hürriyet Kitap Sanat'ta Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fotoğraf Bölümü’nde okuyan ve ‘Kendine Ait Bir Oda’ sergisinde, kişisel deneyimleri sonucu oluşturduğu ‘Mülksüzler’ isimli seriyle yer alan sanatçı Cansu Yıldıran  Karadeniz yaylalarında kadınların mülk sahibi olma hakkından yoksun bırakılması üzerinden cinsiyetler arası sınıf ayrımını inceliyormuş.

EDEBİYAT Nobeli’ni veren İsveç Akademisi tarihinin en büyük krizlerinden birini mi yaşıyormuş?  Krizden çıkabilmek için, Edebiyat Nöbeti mi tutmak gerekir?

....

Salt Beyoğlu  kaldığı yerden Aydan Murtezaoğlu ve Bülent Şangar’ın 'Devamlılık Hatası’yla nereye gidecekmiş?

....

Uluslararası Man Booker Ödülü kısa listesi açıklanmış. 2016’da Vejetaryen ile ödülü kazanan 1970 doğumlu Güney Koreli yazar Han Kang, "The White Book" (Beyaz Kitap) adlı romanıyla yine ödülün en büyük adaylarındanmış. Kitapla ilgili değerlendirmesinde Deborah Levy  yaşamın ve insanın kırılganlığından söz etmiş. Gizemli bir metin olduğunu söylemiş. 

Ödüllere abone olunabilir mi? Ödüllerin amacı usta yazarları onurlandırmak mıdır, yazarların ustalığını okurlara duyurarak buluşmalarını sağlamak mıdır? Birbirimize ışık hızıyla bağlandığımız bu iletişim çağında, bilgiyi ve dünyayı iyi yönettiğimiz söylenebilir mi? Peki hiç değilse edebiyatı ve sanatı daha iyi kurallarla yönetebilir miyiz?

....

İzmir Kitap Fuarı'nda Tudem rüzgârı  esecekmiş. İzmir merkezli bir yayın grubu olan Tudem, İzmir Kitap Fuarı’na yedi farklı markası, sevilen yazarları ve 1000’i aşkın kültür ve eğitim kitabıyla katılıyormuş.
....

Fuarlar kentlere yılda kaç kez gidebilir? Kitap ekleri insanların ne kadarına, ne kadar zamanda bir ulaşabilir? Okumayı bilmek okumak, yazmayı bilmek yazmak, aklındaki gerçek ve yalan parçaçıklarıyla oynayabilmek düşünmek için yeterli midir? Kitaplar bir son mudur, bir başlangıç mı? İsteklerimizi ne olursa olsun gerçekleştirmenin mi, gerçeği ve güzellikleri bulmanın mı bir aracıdırlar?

Düşünceler ve kitaplar olmasa ve özenle korunmasa; insan, insan olabilir miydi?

İnsan, insan olabildi mi?




1 Nisan 2018 Pazar

Bilinmeyen Kent


Eğer ilk kez geldiyseniz bir anda hiç tanımadığınız bir kente, onu tanımaya nereden ve nasıl başlarsınız? Güven duyabilir misiniz onun meydanlarına ve yollarına, mahallelerine ve sokaklarına, insanlarına ve diğer canlılarına, binalarına ve köprülerine, tarihine ve günlük yaşamına, ilişkilerine ve geleceğine, aklınıza gelen ve gelmeyen sonsuz gizlerinin belirsizliğine. Güven duyabilir misiniz?

21. yüzyılda kendinizi birdenbire İnternet'in hırçın ve yükselen dalgalarla sürekli büyüyen ve aklınızı kuşatan okyanusuyla karşılaştığınızda; sizi güzel ve doğru limanlara götürecek, bataklığa ve ölüm karanlıklarına çekmeyecek, kendisi batmayacak ve sizi batırmayacak gemiler bulabilir misiniz? Yaşamınıza anlam katacak yolculuklara çıkabilir, mutlu geleceklere ulaşabilir misiniz?

Elinizdeki araçların gücüyle kayıtsız ve zalim olmamayı öğrenebilir misiniz? Doğanın gelişip büyük umutlar yarattıktan sonra yoldan çıkmış tuhaf yaratığı olmaktan kurtulup, yeniden insan olabilir misiniz?

....

BAŞARI ÇİFTLİĞİ

Bu yaşa geldiğim halde kendime ne bir çiftlik ne bir banka ne de bana taparcasına bağlanıp sözümden çıkmayacak taraftarlarla beslenip büyüyecek bir takım kuramadığıma, gelip geçmek için başkalarının parasıyla bir saray bile yaptıramadığıma bakılırsa.

Yaşamımın bir başarı öyküsü olduğu pek söylenemez.

Peki tarihteki başarı öykülerinin ne kadarı parlak günlerde yazıldığı gibi kalabilmiştir?

....

YAŞAM BULMACASI

Aslında tüm yaşamlarımız boyunca çözmeye çalıştığımız tek gerçek bulmaca, bir "Yaşam Bulmacası" mıdır?

Her yaşam çözülmesi istenen, ancak çözülünce anlam kazanan bir bulmaca mıdır? Bir parça bile yanlışsa veya yanlış yere konduysa eksik midir, yaşanmamış mıdır?

Işık hızıyla karanlıktan aydınlığa, aydınlıktan karanlığa gidip gelen bir evrende; denizin ve dalgaların ve gökyüzünün ve toprağın ve güneşin güzelliğini hissetmenin, yıldızları görerek ve bilerek yaşamanın bir yolu var mıdır?

....

YAŞANASI DÜNYALAR GÜNLÜĞÜ


İnsanlığın her an büyüyen milyarlarca sayfalık ışık bilgileriyle soluk alacağına gittikçe bataklığa gömülüp boğulmakta olduğunu görmesem, bir de "YaşanasıDünyalarLog" sayfası açmayı düşünebilirdim.

Oysa ne gerek var? Okunası Kitaplar, Yaşanası Dünyalar'ı zaten anlatmıyor mu?

Peki bütün kitaplar okunabilir midir? Hepsi mi? Karanlığı çağıranlar da mı? Bütün kitaplar mı okunabilirdir?

İkili Işık Zincirleri bu yeni dünyada anlamlı ve etkili iletişim kurmanın araçlarından biri olabilir mi? Sanat Dünyası Okunası Kitaplar'la edebiyata, Film Kâşifleri'yle sinemaya gidecek gemilerin kalkacağı bir liman olabilir mi? Sanat Dünyası'na gelenler kendilerini tanıyabilir, gidebilecekleri limanları görebilirler mi? Birbirlerine Ödülsüz Sorular (1-7) sorup, karşılığında mutluluk alıp verebilirler mi?

Filmlerin ve kitapların özgür olduğu bir dünyada mı Her Çocuk Bir Tohum olabilir, katı kurallarla denetlendikleri bir dünyada mı? Kütüphanelere ve okuma kültürüne  katkıların artması, yaşanası dünyaları getirebilir mi?

Peki bütün filmler izlenebilir, bütün kitaplar okunabilir midir?

Evet hepsi, ışığı bitirmek isteyenler de, bunlar kime neyi niçin nasıl diyorlar, nerede ve ne zaman etkili olmuşlar ve oluyorlar, onların nefretini nasıl bir sevgi, düşmanlığını nasıl bir dostluk durdurabilir; bunu anlamak için okunmalıdır.

....

UYGARLIKLARIN SONU

Işık hızındaki bu inanılmaz bilgi ve iletişim çağındaki dünyamızda yaşadıklarımızın uzaya ve zamana meydan okuyan, doğru ve ayrıntılı bir kaydı tutulablir mi?

YaşamLog, ikili ışık zincirlerinin öyküsünü yazabilir mi?

Çalışma yaşamımda en uzun süreyle çalıştığım işlerden biri Sanatlog olmuş. Beş yıl. Hiç az değil. Profesyonel anlamda da en uzun sürem on beş yıla yakın, ardından on yıl geliyor, dört, üç ve iki yıl olarak sürüyor. Sanatlog bu durumda üçüncü oluyor. Ama ne yazık ki Sanatlog sitesi yine erişilmez olmuş. "Işık Grupları" projesinin listesinde yer alıyor ama bağlantıdan yazılara erişilemiyor.

Biz insanlar, biz uygarlıklar ölümlü olduğumuzu biliyoruz. Yaptıklarımız ölümsüz olabilir mi?

....

ANNEANNEMİN DİNİ

İnsan bir pusula olmadan yolunu bulabilir mi? İnsanlık dinleri aşabilir, tüm tanrıları evrenin denizinde buluşturabilir mi? Madde ve enerji, beden ve ruh buluşabilir, tümüyle özgürleşip sonsuzluğa karışabilir mi?

Benim için din, anneannemdir. IŞİD'i, Deniz Feneri'ni, din temelli bölünmeleri, küçük hesap gruplarını, örgütleri, partileri hiç görüp tanımamış olan anneannem. Sessizce ibadet eden, felçliyken oturarak namaz kılan, hatim indiren, bana gerçekten inandığı Allah'ı dünyada bulunabilecek en büyük güzellikten bile daha çok sevdirmiş olan, inançlarının anlamına çoktan kavuşmuş olan anneannem.

Müslümanlığın ışığı anneannemde değilse, nerede olabilir?

....

Denizli Büyükşehir Belediyesi 2. Kitap Fuarı'nda öğrenci Elif Yıldız; kitap fuarının düzenlenmesini iple çektiklerini, orada çok sayıda kitabı bir arada görebildiklerini, istedikleri kitapları alma ve yazarı ile sohbet etme imkânı bulabildiklerini söylemiş.

“Bilgi Toplumu Çoğullaştırır” temasıyla kutlanan 48. Kütüphane Haftası'nın açılış gününde, elli ilin altmış meydanında otuz dakika kitap okuma etkinliği gerçekleştirilmiş.

Kitap Eki, "10 Meşhur Kitap İstifçisi" listesinin başında 300.000 kitapla Karl Lagerfeld adını vermiş. Diğerleri George Lucas: 27.000,  Jay Walker: 20.000, Michael Jackson: 10.000, Ernest Hemingway: 9000 olarak listelenmiş.

Michael Jackson, Madonna, Ahmet Erhan ve Jale Sancak'la aynı yıl doğduğumu biliyor muydunuz? Aynı yılda doğduğunuz kaç kişi olduğunu hesaplayabilir misiniz?

....




Ahmet Telli, sanatların kardeşliğini yazmış. "Sanatların birbirleriyle kurduğu dili; o ritmi, o ahengi ve kardeşliği, insanlar arasında da gerçekleştirmek gerekiyor" demiş.

....

İrfan Aktan, İrfan Değirmenci'yle gazeteciliğin geleceği ve nereden aklına geldiğini pek anlayamadığım yeni kitabı hakkında konuşmuş.

"Yeni çıkan romanınız Herlanda, ismi Her Şey olan tiranın hüküm sürdüğü bir distopya. Karanlığın hüküm sürdüğü bu distopyayı neden iyi sonla bitirdiniz?"

"Çünkü bu aslında bir direniş, bir umut romanı. Hikâye 2141 yılında geçiyor ve 150 yıldır iktidarda olan 185 yaşındaki Her Şey, işi, ülkenin adını değiştirmeye, Herlanda yapmaya kadar vardırmış. Özel kurulmuş laboratuvarlarda sadece kendisi için geliştirilmiş ilaçlarla yaşatılan, ortalama 250 yıl yaşaması planlanmış Her Şey, 2141 yılına gelene kadar ülkede adım adım kontrolü ele geçirmiş."

İnsanlık distopyaların nedenlerini anlamadan, onlardan kurtulabilir mi? Yoksa insanlıktan kurtulmak, distopyalardan kurtulmaktan daha mı kolaydır?

....


Marvel’in son filmi Black Panther (Kara Panter) 1 milyar dolar gişe yapan filmler arasına girmiş.


On beş saat önce 1 milyar 250 milyonu da geçmiş.


İnsanlar ütopyaları daha mı yakın buluyor kendilerine?

....

Eğer bir anda geldiyseniz hiç tanımadığınız bir dünyaya ve küçücükseniz ve gördüğünüz herkes size uzak ve yabancıysa.

Annenizin sevgi dolu güzel yüzünden, size umut ve güven veren gülümseyişinden başka neye sığınırsınız?


24 Şubat 2018 Cumartesi

Yaşamlar, Ekler, Kitaplar


Eskiden günlük gazeteler vardı. Haftalık, on beş günlük, aylık, üç aylık dergiler vardı. Merakla beklenip okuyucuyla buluştuğunda sevinç ve mutluluk, ışık ve umut dağıtan kitaplar vardı.

"Artık yok mu?" diye soracaksınız. Aksine çok varlar, bu yüzden de hiç yoklar. Zamanın bir anında, uzayın bir noktasında parlayıp hemen derin bir karanlığa gömülüyorlar. İnsanlardan ve dünyadan uzaklaşıyorlar. Veriler hızla artıyor. Harf ve rakam, renk ve desen, ses ve ezgi, durgunluk ve hareket kayıtları hızla büyüyor.

Eskiden bu kadar çok şiir kitabı yoktu ama şiir vardı. "Şiirin gücü, sözcüğün haysiyetini kollar" denmesine gerek kalmadan; şiirin gücü, yaşamın onurunu korurdu. İnsanlığı kucaklar, büyütür, yüceltirdi.

Eskiden de kitap ekleri vardı.

....






Kitaplar doğaya, topluma, dünyaya, evrene açılan birer kapıysa; kitap ekleri de onlara uzanan yolları gösteren haritalar olsa gerek. Ama galiba günlük yaşamdaki tüm etkinlikler gibi gerçek yolculuklar ve gidilebilecek yerler için de kolaylıkla bulunan ve herkesçe kullanılan kılavuzlar; zihinsel arayışlara çıkaracak yayınlara ulaşılmasında yeterince yardımcı olamıyor. İnsanlar gezilerinde ayrım yapmaksızın her yere gidebilirken, düşüncelerinde ve kitaplarda keskin sınırlarla ayrılabiliyorlar. Kendi alanlarının dışına çıkmıyorlar. Dil, konuşma, yazı anlamını yitiriyor. Barışın ve sevginin değeri, anlamı siliniyor. Düşmanlık ve nefret güçleniyor. Çocukları korumak için getirildiği söylenen yasaklar, çocukların geleceğini öldürüyor. Doğada en sert kayaları bile delerek filizlenebilen yaşam, toplumda karanlık duvarların arkasına kapatılıyor.

Doğada yaşam bir biçimde soluk alıp vererek yeşermekse, toplumda yaşam da bilgi ve düşünce alıp vererek büyümektir. Kitaplar ve onlara açılan kitap ekleri, toplumsal soluğun alınıp verilmesini sağlar.

....

Daha güzel yaşamlara kitaplarla gidebiliriz. Peki kendimizi, başkalarını, geçmişi ve bugünü anlamamızı sağlayacak ışıkları nasıl bulabiliriz? Konuşacağımız ve yazacağımız yeni diller bulabilir, birbirimizi dinleyebilir ve anlayabilir miyiz? Saygıya ve sevgiye dayanan bir hoşgörü dünyasında buluşup toplumsal fırtınalardan uzaklaşarak, küçük molalar verebilir miyiz? Sanatın dünyası, edebiyatın dili; buluşma noktamız ve ortak eksenimiz olabilir mi?

....


Cumhuriyet Kitap, 1 Nisan 2010.Şöyle demiş Ahmet Telli, Rozerin Doğan'la söyleşisinde.

"Bir dilin kazanılmış güzelliklerini yitirmeye gönlüm razı olmuyor."

"İçimde çırpınan kuşun hüzünlü yahut neşeli şarkısına dudaklarıma dokunan sözcüklerle karşılık vermek istiyorum, bunun şiir olduğunu düşünüyor yahut ben öyle sanıyorum. Sözcüklerin masumiyeti söyleme dönüştüğünde yerini ideolojiye bırakır."


Bu sözlerden sekiz yıl sonra Türkiye, doğanın sesine insanca karşılık verecek bir dil bulabilir mi?

....








Eray Ak, Altan Öymen'den '01 Adana' başlığı altında Altan Öymen’le 1981’de yayımlanmaya başlayıp on bir gün devam eden ve otuz yedi yıl sonra kitaplaşan röportaj dizisinin hikâyesini ve Adana’yı konuşmuş. Yaşar Kemal'in “Röportaj da bir roman gibi yaratmadır” sözünü aktararak "Adana 01’e dönersek bu bağlamda bir edebiyat kitabı mıdır, sadece bir röportaj kitabı mıdır, bir gazetecinin kitabı mıdır?" diye sormuş. Öymen şöyle yanıtlamış: 

"Yaşar Kemal’in romanlarında insanları tasvir ettiği bölümler müthiş gözlemler sonucu ortaya çıkmıştır. Kendi gözlemlerine dayanarak kalemini oynatır. İyi bir röportajcı da aynısını yapar. Bir Diyarbakır röportajı vardır mesela Yaşar Kemal’in... Kenti öyle bir anlatmış ki kente dair her şey gözünüzde birer birer canlanır. Öte yandan işsizlik kelimesini kullanmadan, tasvir gücüyle işsizlik meselesini anlatır. Hayran olduğum bir röportajıdır Yaşar Kemal’in. Romanında da aynı şekilde gördüklerinden aldığı ilhamı kendi muhayyilesinden de geçirerek verir bize. İyi bir gözlemci olunca çok iyi bir romancı da olunabiliyor. Yaşar Kemal bunun bir örneğidir."

Altan Öymen, röportaj boyunca yol arkadaşı olan Tan Oral'ın, "çizgilerinin dışında esprileriyle, bakışıyla metne de önemli katkı" sağladığını söylemiş. Önceki dönemlerde görsel malzemeyi hakkıyla yayımlama şansı bulunmadığını belirterek açıklamış:

"Tam da bu nedenle gidip gördüğümüz, konuştuğumuz insanları anlatırdık, tasvir ederdik, caddelerin kalabalığından, insanların yaşam şeklinden konuşurduk. Görsel malzeme öne çıktıkça bu anlatım olanakları azaldı. Konuşulan insanı tasvir etmek yerine net çıkmış bir fotoğrafı kullanmak pek çok şeyi anlatır oldu. Buna rağmen görüntü her şeyi karşılamıyor."

"Bu gibi röportajları demokrasinin gerçekten var olduğu bir ortamda yapmayı çok isterdim" diyen Altan Öymen'in, dileği gerçekleşmiş midir?

5 Mart 2016 Cumartesi

Kaçan Zaman (Işıktan Düşemeyen Notlar)

Aragon Triolet, Edebiyatçı Aşkları, K dergi
Yine uzun süredir ışıktan bir not düşememiş. Hızlı elektronik haberleşme ve yayın paylaşma trafiği bir yana, basılı kitap ve dergilere bile yetişebilmek kolay değil. Hızımız arttıkça zaman uzaklaşıyor. Tutabildiklerimiz elimizde ve aklımızda kalıyor, diğerleri yitiyor. Gidenlerin değerine ve anlamına yeniden ulaşabilmemiz kolay değil. Kurtarabildiklerimize tutunmaya çalışıyoruz.

"Işıktan düşen notları yakalayamıyorum, hiç değilse kâğıtla saklananlara yetişeyim" diyerek bir ara yukarıdaki resmi taramıştım. Sayısını ve yılını bilemediğim bu Aragon Triolet kapağı, kâğıttan ışığa kaçarak tarihi silinse bile korunabilmiş.

....


Cumhuriyet Bilim Teknoloji ekinin kapağındaysa tarih okunuyor, 26 Ekim 2007. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin 17 Eylül 2007 tarihli oturumunda ele alınan "Eğitimde Yaradılışçılığın Tehlikeleri" başlıklı rapor ve ona bağlı karar tasarısı konu ediliyor. 25 karşı ve 3 çekimser oya karşılık 48 lehte oyla kabul edilen kararlar çerçevesinde, yaradılışçılığın bilimsel verilere dayanmadığının ve bu nedenle okullarda okutulmasının doğru olmadığının vurgulandığı belirtiliyor.
....


1 Nisan 2010 tarihli Cumhuriyet Kitap kapağındaysa Yiğit Okur, Şükran Farımaz ve Ahmet Telli adları geçiyor.

....


Yiğit Okur'la yeni romanı "Sıfırlamak" üzerine bir söyleşi var.

....


Şükran Farımaz'la yeni kitabı "Aşk Bu" hakkında konuşulmuş.

....


Selçuk Altun yazısına 2003 ürünü Ku(r)şun Lezzeti" adlı romanından söz ederek başlamış

....


M. Sadık Aslankara gülmece sanatındaki büyülü dönüşümden söz etmiş.

....


Selim İleri'nin tüm eserleriyle Everest'te olduğu duyurulmuş.

....


Roman Kahramanları'nın Nisan 2010 sayısında Kenan, Dirmit, Emma Bovary ve Momo varmış. Adalet Ağaoğlu ve Latife Tekin'le söyleşiler, Ahmet Ümit ve İbrahim Yıldırım'ın henüz yayımlanmamış romanlarından parçalar yer almış.

....

2007'den 2010'a, 2016'ya ne değişti?

....


2015'te Ahmet Ümit'in "Elveda Güzel Vatanım" romanı yayımlandı.