Reyyan Bayar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Reyyan Bayar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2018 Pazar

Eleştiri, Özeleştiri, Mutsuzluk


Pınar Selek niçin "Bu dünya bizi mutsuzluğa alıştırmak istiyor" demiş olabilir?

"Cümbüşçü Karıncalar" evrenle yuvaları arasındaki engelleri nasıl aşarlar, türlerinin geleceğine nasıl ulaşırlar?

Ayşegül Tözeren "Edebiyatta Eleştirinin Özeleştirisi"ni yaparken, kendi yanlışlarını da görebilmiş midir?

Walter Benjamin ve Gershom G. Scholem'in 1932-1940 arasındaki mektuplaşmalarını insanlık kime borçludur? Bu mektupların var olabilmesi insanlık için bir kazanç mıdır, asla affedilemeyecek bir kayıp mı?

Bu hızlı ve gittikçe hızlanan, bu kötü ve gittikçe kötüleşen dünyada; Bedirhan Toprak'ın şiirleri bir Duino'da kimlerle buluşabilir?

Murtaza'nın Mazlum Vesek'in anlattığı kardeşleri bekçiler midir, halklar mı?

Dört paragrafta okurlara seslenerek Eray Ak'ın, Sevim Gezgin'in, Ali Bulunmaz'ın  ve Reyyan Bayar'ın yazılarından söz eden Turhan Günay'ın okurlara seslenemeyip köşesini başka yazarlara bırakmak zorunda kaldığı yılların sorumlusu kendisi midir, başkaları mı, kendini düzeltmeyi bir türlü beceremeyen sistemler mi? Yazamadığı yazılar Türkiye için bir kazanç mıdır, asla affedilemeyecek bir kayıp mı?

Semih Poroy'un koyu ve karanlık bir günle gecenin arasında, fırtınalarla çalkalanan bir denizin üzerindeki yağmurlu bir gökyüzünde sıkışmış küçük ve ürkek barış güvercini; bir teknenin üzerindeki kulübeden mi havalanmıştır? Yuvasından dünyaya mı, geçmişten geleceğe mi, yalnızlıktan evrenin sonsuzluğuna mı uçmak istemektedir?

ELEŞTİRİDEN ÇOK ÖZELEŞTİRİ

Celal Üster," 'Muzır' bir özgürlük alanı" başlıklı yazısında Semih Poroy’un gerçek boyutlarıyla ve renkli olarak albümleşen ‘FEKLAVYE’sini yazmış.

"Poroy’un FEKLAVYE’si, yazarların, yayıncıların, çevirmenlerin, dahası okurların dünyasında karşımıza dikilen düşkünlükleri, yapaylıkları, incelikli, duyarlıklı, içten, ama bir o kadar da çarpıcı, keskin bir yergiyle açığa çıkartırken kanımca, entelektüel ortamın eleştirisinden çok, çoklarının kaçındığı özeleştirisini üstleniyor" demiş.

....

Metin Celal'in ve Necmiye Alpay'ın "Dil Meseleleri" ile, Julio Cortazar'ın "Sınav" kitapları arasında bir ilişki olabilir mi?

Aklın sınırsızlığı mı, evrenin ve yaşamın sınırları mı M. Sadık Aslankara ve Mehmet Zaman Saçlıoğlu'nu "Bilimsel Ütopya" kavramına götürmüştür?

Yaşam bittiğinde yaşananlar ve yapılanlar, düşünceler ve yazılanlar, görülenler ve çizilenler nereye gider?

21 Nisan 2018 Cumartesi

Şafağın Resimleri



Sanat umut mu getirir, acı mı?

İnsan olmasa, evren anlaşılabilir miydi?

Evren anlaşılmadan, yaşam yaşam olabilir miydi?

Şafağın resimleri yapılabilir miydi?

....

YAŞAMIN GÜZEL BİR SANATI

Cumhuriyet Kitap'ta  Ali Bulunmaz , Julia Kristeva ve Philippe Sollers'in 1967 yılından beri süren birlikteliğinin, "Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Evlilik" kitabıyla okura açıldığını söylemiş. İkilinin evliliklerinden hareket ettiğini, kadın-erkek ilişkisini çözümlediğini, tarihsel sosyal ekonomik psikolojik felsefi analizlere giriştiğini, 1960'lardan günümüze yakın çevrelerinde tanık olduğu evlilik ve ilişkileri değerlendiğini belirtmiş.

Evliliklerin tümü dört duvar arasında geçmiyor mu acaba?

....

Elif Aktan, yalnızca Benli Belkıs'ın değil, İkinci Dünya Savaşı'nın öncesinde bir Türkiye ve Avrupa'nın da öyküsünü anlatan Şaziye Karlıklı'yla konuşmuş.

....

ANGELA DAVIS'İN ŞAFAKLARI

Reyyan Bayar , Güray Öz'le "Hâlâ Şafakta Geliyorlar Angela" kitabı hakkında konuşmuş. Güray Öz, "Çağının, ülkesinin sorunlarından uzak yaşamayı, yazmayı deneyenler ne ele aldığı konuyu iyi anlatabilir ne de okura ulaşabilir "demiş. Angela Davis'in yaşamını anlatan kitaplardan birinin adının "Eğer Şafakta Gelirlerse" olduğunu söylemiş.

Alice Kaplan'ın anlattığı günlerinizden bu yana daha iyi bir yere gelebildi mi dünya Angela? Senin şafaklarına yaklaşabildi mi?

....

Metin Celal, "İzmir Kitap Fuarı'na gitmeli" demiş. İzmir uzaksa, en yakın bilgi kaynağını bulup ulaşmalı. Gelecek çok uzaklaşmadan.

....

OĞUZ'UN NEŞELİ ZAMAN KUŞU

Oğuz Erten, iki ciltlik kitabında eskizleri ve tablolarından örnekler vererek, Neşe Erdok'un resimlerinden ve dönemlerinden söz etmiş.

Yaşamın en güzel anlarından evrenin sonsuzluğuna açılan bir sanat olabilmiş midir resim? "Zaman Kuşu", zamanın ötesine uçabilmiş midir?

....

Nedret Öztokat Kılıçeri, Sevtap İshakoğlu Kadıoğlu ve Gaye Şahinbaş Erginöz'ün hazırladığı "Belgelerle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde Mülteci Bilim Adamları" adlı kitabı tanıtmış.

Ayça Günaydın'ın bellhooks'un "Değişme İsteği: Erkekler, Erkeklik ve Sevgi" kitabıyla ilgili yazısının başlığı "Feminizm herkes içindir" olmuş.

Sadık Aslankara, Adnan Veli'nin İstanbul Batakhaneleri'nden söz etmiş.

Gelecek kimin içindir?

....

Semih Poroy "Lavoisier şair olsaydı yanmıştı" demiş.

Kaç kişi bu adı duymuştur? Kaç kişi bu adı doğru okuyabilir? Kaç kişi bu adın yaşamı üzerindeki etkilerini biliyordur? Kaç kişi bildiklerini anlamlı bir bütünlükte yeniden kurabiliyordur? İnsanlar insanlıklarını borçlu oldukları güzel insanların adlarını duymadılar ve duymuyorlarsa, bunun sorumlusu kimdir?

Gelecek kimin içindir?


15 Nisan 2018 Pazar

Kitaplar, Kentler, Fuarlar



Kitaplar bulundukları yere göre farklı anlamlar kazanabilirler mi? Bir kitap ne zaman yaşamaya başlar? Bir yazar doğduğu anda mı, kendini arama yolculuğundaki önemli anlarından birinde mi, kitabını yazmaya karar verdiği anda mı, zorlu bir sürecin içinde yükselip alçalarak çıkış yollarını bulmaya çalışırken kapatıldığı labirentte yaşadığı anlardan herhangi birinde mi, sonunda oradan kurtulup büyük bir sevinç duyduğu anda mı, sözleri başkalarına ulaşmaya başladığında mı, gönderdiği sorular yeni sorular olarak ona geri döndüğünde mi? Kitapların sözleri uzayda ve zamanda değişmez midir? Yoksa okundukça ve yeni kitaplar yazıldıkça sürekli yeni öyküler mi anlatmaya başlarlar?

Kentler ve fuarlar olmasa, kitaplar olabilir miydi?

....


İzmir kitap fuarı açılmış. Fuarla ilgili bilgiler web sitesinden ve facebook, twitter/ ve instagram hesaplarından izlenebiliyormuş. Bu yıl 470 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleşecek 23. İzmir Kitap Fuarı,  yaklaşık 120 kültür etkinliğine ev sahipliği yapacakmış. Aralarında Gülten Dayıoğlu, Doğan Hızlan, Canan Karatay, Ahmet Ümit, İlber Ortaylı, Müjde Ar, Deniz Kavukçuoğlu, Canan Tan, Altan Öymen, Doğan Cüceloğlu, Cemre Birand, Arif Keskiner, Ataol Behramoğlu, Yüksel Pazarkaya, Mavisel Yener, Sinan Canan, Doğu Yücel, Behiç Ak, Ercan Kesal, Cem Yılmaz, Teoman, İrfan Değirmenci, Aytül Akal, Hikmet Anıl Öztekin, Oya Baydar, Kahraman Tazeoğlu, Ahmet Telli, Mine Soysal, İhsan Eliaçık, Sinan Meydan, İbrahim Kaboğlu, Mine Söğüt, Kemal Hamamcıoğlu, Ahmet Şimşirgil, İsmail Saymaz ve Hicabi Demirci’nin de bulunduğu pek çok yazar, şair, oyuncu ve bilim insanı okurlarıyla buluşacakmış.

Ne güzel. Türkiye'nin güzel insanları böyle güzel bir fuara katıldıkları zaman, Türkiye'de artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz, değil mi? Herkes daha çok okur ve başkalarını dinler, düşüncelerini akla ve bilgiye dayandırır, sözlerini özenle seçer, kızdıklarını yıkmak için değil geleceği korumak için konuşur ve yazar.

Türkiye'nin güzel insanları, Türkiye'yi gerçekten seviyorlardır, değil mi?

...

Reyyan Bayar, "Ahmet Telli'nin 1966-2016 arası kaleme adığı şiirlerin elli yıllık bir dökümü" dediği "Vedâ Divânı"  kitabı hakkında "şiirinin elli yılının dönemsel eğilimlerini, estetik ve etik serüvenini" konuşmuş. Kitap, Ahmet Telli'nin 1966-2016 arasında yayımlanmış on şiir kitabının toplamıymış. Nedense aklıma "Elli Yıllık Bir Öykü" geldi.

....

Kırmızı Kedi, "Kuş Uçar Kanat Ağlar" diyerek Necatigil Şiir Ödülü'ne değer görülen Şükrü Erbaş'ı kutlamış.

....

Hürriyet Kitap Sanat'ta Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fotoğraf Bölümü’nde okuyan ve ‘Kendine Ait Bir Oda’ sergisinde, kişisel deneyimleri sonucu oluşturduğu ‘Mülksüzler’ isimli seriyle yer alan sanatçı Cansu Yıldıran  Karadeniz yaylalarında kadınların mülk sahibi olma hakkından yoksun bırakılması üzerinden cinsiyetler arası sınıf ayrımını inceliyormuş.

EDEBİYAT Nobeli’ni veren İsveç Akademisi tarihinin en büyük krizlerinden birini mi yaşıyormuş?  Krizden çıkabilmek için, Edebiyat Nöbeti mi tutmak gerekir?

....

Salt Beyoğlu  kaldığı yerden Aydan Murtezaoğlu ve Bülent Şangar’ın 'Devamlılık Hatası’yla nereye gidecekmiş?

....

Uluslararası Man Booker Ödülü kısa listesi açıklanmış. 2016’da Vejetaryen ile ödülü kazanan 1970 doğumlu Güney Koreli yazar Han Kang, "The White Book" (Beyaz Kitap) adlı romanıyla yine ödülün en büyük adaylarındanmış. Kitapla ilgili değerlendirmesinde Deborah Levy  yaşamın ve insanın kırılganlığından söz etmiş. Gizemli bir metin olduğunu söylemiş. 

Ödüllere abone olunabilir mi? Ödüllerin amacı usta yazarları onurlandırmak mıdır, yazarların ustalığını okurlara duyurarak buluşmalarını sağlamak mıdır? Birbirimize ışık hızıyla bağlandığımız bu iletişim çağında, bilgiyi ve dünyayı iyi yönettiğimiz söylenebilir mi? Peki hiç değilse edebiyatı ve sanatı daha iyi kurallarla yönetebilir miyiz?

....

İzmir Kitap Fuarı'nda Tudem rüzgârı  esecekmiş. İzmir merkezli bir yayın grubu olan Tudem, İzmir Kitap Fuarı’na yedi farklı markası, sevilen yazarları ve 1000’i aşkın kültür ve eğitim kitabıyla katılıyormuş.
....

Fuarlar kentlere yılda kaç kez gidebilir? Kitap ekleri insanların ne kadarına, ne kadar zamanda bir ulaşabilir? Okumayı bilmek okumak, yazmayı bilmek yazmak, aklındaki gerçek ve yalan parçaçıklarıyla oynayabilmek düşünmek için yeterli midir? Kitaplar bir son mudur, bir başlangıç mı? İsteklerimizi ne olursa olsun gerçekleştirmenin mi, gerçeği ve güzellikleri bulmanın mı bir aracıdırlar?

Düşünceler ve kitaplar olmasa ve özenle korunmasa; insan, insan olabilir miydi?

İnsan, insan olabildi mi?