Ali Bulunmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ali Bulunmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Haziran 2018 Pazar
Şiir, Telif, Makas
Şiir Erkök Yılmaz "Kalemden Çok Makas Kullanırım" derken ne söylemek istemiş olabilir?
Alberto Manguel ne zaman "Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi" demiştir?
Robert Schild 21.yüzyılda "Ölümünün 70. Yılında" Hans Fallada hakkında ne anlatmış olabilir?
Kitaplar insanlarla buluşabilir mi?
....
Eray Ak, Şiir Erkök Yılmaz ile "Aile İçi Muhabbet" kitabını ve kırk yıllık edebiyat yolculuğunu konuşmuş.
Ali Bulunmaz, Alberto Manguel'den "Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi" ile Fransa, Arjantin, Cezayir ve Kanada dörtgeninde geçen bir öyküden söz etmiş.
Robert Schild, telif kısıtlaması 2018'de kalkan Hans Fallada'yı anlatmış.
....
2018'de ilk kez yayımlanan kitapların telif hakları da yetmiş yıl sonra mı kalkacaktır? O gün geldiğinde bugünkü kitapları okumak ve yayımlamak isteyen birileri olacak mıdır?
Sanat, sonsuzluk mudur? Sonsuzluk kaç yıldır?
3 Haziran 2018 Pazar
Eleştiri, Özeleştiri, Mutsuzluk
Pınar Selek niçin "Bu dünya bizi mutsuzluğa alıştırmak istiyor" demiş olabilir?
"Cümbüşçü Karıncalar" evrenle yuvaları arasındaki engelleri nasıl aşarlar, türlerinin geleceğine nasıl ulaşırlar?
Ayşegül Tözeren "Edebiyatta Eleştirinin Özeleştirisi"ni yaparken, kendi yanlışlarını da görebilmiş midir?
Walter Benjamin ve Gershom G. Scholem'in 1932-1940 arasındaki mektuplaşmalarını insanlık kime borçludur? Bu mektupların var olabilmesi insanlık için bir kazanç mıdır, asla affedilemeyecek bir kayıp mı?
Bu hızlı ve gittikçe hızlanan, bu kötü ve gittikçe kötüleşen dünyada; Bedirhan Toprak'ın şiirleri bir Duino'da kimlerle buluşabilir?
Murtaza'nın Mazlum Vesek'in anlattığı kardeşleri bekçiler midir, halklar mı?
Dört paragrafta okurlara seslenerek Eray Ak'ın, Sevim Gezgin'in, Ali Bulunmaz'ın ve Reyyan Bayar'ın yazılarından söz eden Turhan Günay'ın okurlara seslenemeyip köşesini başka yazarlara bırakmak zorunda kaldığı yılların sorumlusu kendisi midir, başkaları mı, kendini düzeltmeyi bir türlü beceremeyen sistemler mi? Yazamadığı yazılar Türkiye için bir kazanç mıdır, asla affedilemeyecek bir kayıp mı?
Semih Poroy'un koyu ve karanlık bir günle gecenin arasında, fırtınalarla çalkalanan bir denizin üzerindeki yağmurlu bir gökyüzünde sıkışmış küçük ve ürkek barış güvercini; bir teknenin üzerindeki kulübeden mi havalanmıştır? Yuvasından dünyaya mı, geçmişten geleceğe mi, yalnızlıktan evrenin sonsuzluğuna mı uçmak istemektedir?
ELEŞTİRİDEN ÇOK ÖZELEŞTİRİ
Celal Üster," 'Muzır' bir özgürlük alanı" başlıklı yazısında Semih Poroy’un gerçek boyutlarıyla ve renkli olarak albümleşen ‘FEKLAVYE’sini yazmış.
"Poroy’un FEKLAVYE’si, yazarların, yayıncıların, çevirmenlerin, dahası okurların dünyasında karşımıza dikilen düşkünlükleri, yapaylıkları, incelikli, duyarlıklı, içten, ama bir o kadar da çarpıcı, keskin bir yergiyle açığa çıkartırken kanımca, entelektüel ortamın eleştirisinden çok, çoklarının kaçındığı özeleştirisini üstleniyor" demiş.
....
Metin Celal'in ve Necmiye Alpay'ın "Dil Meseleleri" ile, Julio Cortazar'ın "Sınav" kitapları arasında bir ilişki olabilir mi?
Aklın sınırsızlığı mı, evrenin ve yaşamın sınırları mı M. Sadık Aslankara ve Mehmet Zaman Saçlıoğlu'nu "Bilimsel Ütopya" kavramına götürmüştür?
Yaşam bittiğinde yaşananlar ve yapılanlar, düşünceler ve yazılanlar, görülenler ve çizilenler nereye gider?
Etiketler:
Ali Bulunmaz,
Ayşegül Tözeren,
Bedirhan Toprak,
Benjamin,
Celal Üster,
Cortazar,
Eray Ak,
Mehmet Zaman Saçlıoğlu,
Metin Celal,
Necmiye Alpay,
Pınar Selek,
Reyyan Bayar,
Scholem,
Semih Poroy,
Turhan Günay
6 Mayıs 2018 Pazar
21.Yüzyılın Görmeme Biçimleri
John Berger'in Görme Biçimleri'ni 1986 Nisan'ından sonraki herhangi bir zamanda okuduğumda, günün birinde Sanatlog için Görmeme Biçimleri başlıklı bir yazı yazacağım aklıma gelebilir miydi?
Günün birinde kitaplara ve kitap eklerine, en iyi en kötü en insancıl en ölümcül en güzel en korkunç düşüncelere ışık hızıyla ulaşılabileceği.
Günün birinde ikili ışık zincirlerinden söz edeceğim.
Aklıma gelir miydi?
Işığın insanlığı aydınlığa ya da karanlığa götürebileceği.
Aklıma gelir miydi?
....
YETMİŞ YIL ÖNCESİNDEN BAŞLAYARAK GELEN BİR EDEBİYAT MİRASI
Cumhuriyet Kitap'ta Eray Ak , "Bir edebiyat mirası" başlıklı yazısında, Behçet Necatigil ve Kâmuran Şıpal'in 1948-1972 arasında birbirlerine yazdığı otuz iki mektubu bir araya getiren, Serenad Demirhan'ın yayına hazırladığı, Murat Yaşçın'ın editörlüğünü yaptığı kitaptan söz etmiş.
"Dar Bir Çember İçinde" , "her yönüyle bir edebiyat mirası" demiş.
Geride mirasların değerini bilecek kuşaklar bırakmak, kimin sorumluluğundadır?
....
ŞİDDETİN FİLOZOFLARI
Selçuk Altun , "181-KİTAP İÇİN" bölümüne "Nuray Hafiftaş için" diyerek başlamış. "Kendime filozof tuttum şiddeti" başlığı altında 4476 ile 4500 arasındaki notlarını yazmış. 4487'de "Rahibinden Satılık Kilise" alıntıları yapmış. Dediğine göre k.İskender, "Kendime filozof tuttum şiddeti" demiş.
Notlarının yanında bir de ardıç ağacı varmış. Ardıç ağaçlarının mı kuşlarının mı, yoksa insanın mı öyküsünü daha iyi biliyorsunuz?
Metin Celal'e sormak ister misiniz?
....
SEKE SEKE GELİP GİTMEK
Metin Celal'in aktardığına göre "Seke Seke Ben Geldim" diyerek iki "Sekmeler" kitabı yazan M. Kayahan Özgül , kısa yazmanın sırrını henüz keşfedememiş. Ama Metin Celal bu kitapları "keyif, merakla ve hızla" okumuş.
Özgül'ün yazar olarak Metin Celal'in en çok dikkatini çeken yönlerinden biri, "hiçbir bilgiyi bizzat başka kaynaklardan kontrol etmeden paylaşmamaya çalışması" imiş.
Henüz yapılmadıysa, İnternet'te yanlış bilgilerle yapılan paylaşımlar için akademik bir çalışma gerçekleştirilebilir. Yazarlara yakıştırılan sözler ve şiirlerle yapılan paylaşımlar içinde Can Yücel, ilk sıralardan birini alabilir. Bu arada, Can Yücel'in de "Seke Seke" adlı bir şiiri varmış.
Gerçekten var mıymış? Ben bu şiiri sesli okuyamam. Bu dünyaya hiç benzemeyen, aşırı arınmış bir evrende yaşıyorum. Galiba seke seke gelip gideceğim.
....
YAŞAMA BİÇİMLERİ
John Berger'in görme biçimleri üzerine geliştirdiği öyküler, yaşamdan ve sanattan "Portreler" ile
sürmüş. Ali Bulunmaz , Tom Overton'un yayına hazırladığı ve Beril Eyüboğlu'nun çevirdiği kitap hakkında yazmış.
"Portreler'de merak eden, öğrenmeye çalışan, yorumlayan, kendisinin eğitimine katkıda bulunan sanatçılar ve
anlamaya uğraştığı eserler üzerine kalem oynatan Berger'la yüzleşiyoruz" demiş.
Kaç kişi "Görmeme Biçimleri" ve "Görme Biçimleri" arasındaki farkı merak ederse, evreni gözlerimizin aptallığıyla değil, aklımızın yüceliğiyle görebiliriz?
....
21. yüzyılda evrenin sonsuzluğuna ve merkezine bakabilirken, burnumuzun ucunu göremememiz normal midir?
Sadık Aslankara, Selim İleri'nin bir öyküsünden yola çıkan bir kitapla ilgili yazmış. Fatih Altuğ "Kapalı İktisat" metninde, Selim İleri’nin ilk olarak 1980’de yayımlanan Bir Denizin Etekleri kitabının içinde yer alan metni “sözlük” olarak okumuş.
Kapalı ekonomilerden açık öykülerin sonsuzluğuna geçilebilir mi?
21 Nisan 2018 Cumartesi
Şafağın Resimleri
Sanat umut mu getirir, acı mı?
İnsan olmasa, evren anlaşılabilir miydi?
Evren anlaşılmadan, yaşam yaşam olabilir miydi?
Şafağın resimleri yapılabilir miydi?
....
YAŞAMIN GÜZEL BİR SANATI
Cumhuriyet Kitap'ta Ali Bulunmaz , Julia Kristeva ve Philippe Sollers'in 1967 yılından beri süren birlikteliğinin, "Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Evlilik" kitabıyla okura açıldığını söylemiş. İkilinin evliliklerinden hareket ettiğini, kadın-erkek ilişkisini çözümlediğini, tarihsel sosyal ekonomik psikolojik felsefi analizlere giriştiğini, 1960'lardan günümüze yakın çevrelerinde tanık olduğu evlilik ve ilişkileri değerlendiğini belirtmiş.
Evliliklerin tümü dört duvar arasında geçmiyor mu acaba?
....
Elif Aktan, yalnızca Benli Belkıs'ın değil, İkinci Dünya Savaşı'nın öncesinde bir Türkiye ve Avrupa'nın da öyküsünü anlatan Şaziye Karlıklı'yla konuşmuş.
....
ANGELA DAVIS'İN ŞAFAKLARI
Reyyan Bayar , Güray Öz'le "Hâlâ Şafakta Geliyorlar Angela" kitabı hakkında konuşmuş. Güray Öz, "Çağının, ülkesinin sorunlarından uzak yaşamayı, yazmayı deneyenler ne ele aldığı konuyu iyi anlatabilir ne de okura ulaşabilir "demiş. Angela Davis'in yaşamını anlatan kitaplardan birinin adının "Eğer Şafakta Gelirlerse" olduğunu söylemiş.
Alice Kaplan'ın anlattığı günlerinizden bu yana daha iyi bir yere gelebildi mi dünya Angela? Senin şafaklarına yaklaşabildi mi?
....
Metin Celal, "İzmir Kitap Fuarı'na gitmeli" demiş. İzmir uzaksa, en yakın bilgi kaynağını bulup ulaşmalı. Gelecek çok uzaklaşmadan.
....
OĞUZ'UN NEŞELİ ZAMAN KUŞU
Oğuz Erten, iki ciltlik kitabında eskizleri ve tablolarından örnekler vererek, Neşe Erdok'un resimlerinden ve dönemlerinden söz etmiş.
Yaşamın en güzel anlarından evrenin sonsuzluğuna açılan bir sanat olabilmiş midir resim? "Zaman Kuşu", zamanın ötesine uçabilmiş midir?
....
Nedret Öztokat Kılıçeri, Sevtap İshakoğlu Kadıoğlu ve Gaye Şahinbaş Erginöz'ün hazırladığı "Belgelerle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde Mülteci Bilim Adamları" adlı kitabı tanıtmış.
Ayça Günaydın'ın bellhooks'un "Değişme İsteği: Erkekler, Erkeklik ve Sevgi" kitabıyla ilgili yazısının başlığı "Feminizm herkes içindir" olmuş.
Sadık Aslankara, Adnan Veli'nin İstanbul Batakhaneleri'nden söz etmiş.
Gelecek kimin içindir?
....
Semih Poroy "Lavoisier şair olsaydı yanmıştı" demiş.
Kaç kişi bu adı duymuştur? Kaç kişi bu adı doğru okuyabilir? Kaç kişi bu adın yaşamı üzerindeki etkilerini biliyordur? Kaç kişi bildiklerini anlamlı bir bütünlükte yeniden kurabiliyordur? İnsanlar insanlıklarını borçlu oldukları güzel insanların adlarını duymadılar ve duymuyorlarsa, bunun sorumlusu kimdir?
Gelecek kimin içindir?
Etiketler:
Ali Bulunmaz,
Alice Kaplan,
Angela Davis,
Benli Belkıs,
Elif Aktan,
Güray Öz,
Julia Kristeva,
Metin Celal,
Neşe Erdok,
Oğuz Erten,
Philippe Sollers,
Reyyan Bayar,
Şaziye Karlıklı
7 Nisan 2018 Cumartesi
İlk Haftası Nisan'ın
Perşembe günü bir Cumhuriyet aldıysanız.
Kendinizin ve ailenizin yitirdiğiniz tarihine biraz daha yaklaşmış olabilir misiniz?
Geçen hafta elinize yeni bir kitap geçtiyse.
Yaşama, geleceğe ve evrene açılacak yeni bir kapı bulmuş olabilir misiniz?
Hafta boyunca elinizdeki telefonun, masanızdaki ya da dizinizdeki bilgisayarların, işinizin ve yaşamınızın sürekli bir parçası olabilen tabletlerinizin arkasında yepyeni yayınlar ve dünyalarla karşılaştığınız; artık yeni bir dünyada yaşamakta olduğunuzu hissettiğiniz anlar oldu mu?
"İnsanlık ey, neredesin? Nerdesin?"
21. yüzyılda bile bu sorulardan niçin kurtulamamış olduğumuzu sordunuz mu?
....
FİLDİŞİ SARAYLAR
Cumhuriyet Kitap'ın kapağında Hıfzı Topuz, "Fildişi Kulemde Yazmıyorum" demiş. Hıfzı Topuz için "Cumhuriyet dönemi ilk kuşağın birçok üyesi gibi ileri yaşına rağmen hep üreten, yurdun, insanlığın sorunlarına kafa yoran bir bilge" bilge diyen Gül Atmaca, Topuz'la annesinin hikâyesini anlattığı yeni biyografik romanı "Meyyâle'nin Ardından NeVbahar, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Bir Aile Öyküsü" üzerine konuşmuş. Hasan Akarsu "Hasan Hilmi Paşa, 1897'de Sivas Valisidir" diye başladığı yazısında; Topuz'un Nevbahar'da "Osmanlı'nın çöküşünü, Cumhuriyet'in kuruluşunu, bir Osmanlı ailesini sonraki kuşaklarıyla birlikte yansıtırken savaşları, aile ilişkilerini ve aşkları etkili bir dille" anlattığını söylemiş.
Hıfzı Topuz, "Fildişi Kulemde Yazmıyorum" demiş. Peki Türkiye'nin ve dünyanın geleceğini karartacak ya da aydınlatacak yakın ve uzak politikacılar düşüncelerinin, yaptıkları seçimlerin ve verdikleri kararların sonuçlarını nerede, kimin için yazıyorlar? Milyonlarca, hatta milyarlarca insanın kaderlerini nasıl çizebiliyorlar? Attıkları adımların gerçek nedenlerini açıklıyorlar mı, ölümcül bir korkuyla gizliyorlar mı?
....
Sait Faik mi, Sabahattin Ali mi, Nazım Hikmet mi demiştir "Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey" diye?
Yaşama uğraşıyla başa çıkmak için yazar mısınız?
Ali Bulunmaz, Beckett'ın yazma ve yaşama uğraşından söz etmiş.
Nedret Öztokat Kılıçeri, Orçun Türkay'ın "Tunç Bey" adlı anlatısında yitirilen babanın geçmiş zamandaki izini sürdüğünü söylemiş.
Gül Atmaca, 95 yaşında bile üretmeyi hep sürdürerek yurdun ve insanlığın sorunlarına kafa yoran Hıfzı Topuz'la yeni biyografik romanı "Meyyâle'nin Ardından Nevbahar, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Bir Aile Öyküsü" üzerine konuşmuş. Hasan Akarsu, kitapla ilgili yazısına "Hasan Hilmi Paşa, 1897'de Sivas valisidir" diyerek başlamış.
Orhan Baylı, "Tarihin bir türlü tarih olamadığı ülke" başlığı altında Hasan Cemal'in okuru Türkiye'nin yarım yüzyılına tanıklığa çağıran "Hayat İşte Böyle Geçip Gidiyor" kitabını tanıtmış.
Mavisel Yener, nesneler tarafından köleleştirilen insanları anlatan Edward Carey'nin on yaş üstü okurlara seslenen "Çöpkent" adlı fantastik öyküsünü anlatmış.
Sadık Aslankara, Mehmet Eroğlu'nun "Mermer Köşk" ve "Kıyıdan Uzakta" adlı son iki kitabından ve aşk sorunsalından söz etmiş. Sadık Aslankara'nın öykü-roman, tiyatro, belgesel alanlarında her perşembe güncellediği sayfası sürüyormuş.
Gültekin Emre, bir nehirden kendisini eve götürmesini isteyen Nihat Ziyalan'dan söz etmiş.
Yazma uğraşıyla başa çıkabilmek için yüzünüzü doğaya ve insana dönüp; yaşar mısınız? Hangi şiir sizi insanlığın evine götürebilir?
"Burada her şey bir insanı sevmekle" mi bitecek hep? Yeniden "bir insanı sevmekle" başlaması için, hep kitap mı okumak gerekecek? Kitap kokusunu ve insanı hep sevecek misiniz?
Mavisel Yener, çocukları maviliklere götürebilir mi?
Etiketler:
Ali Bulunmaz,
Edward Carey,
Gül Atmaca,
Gültekin Emre,
Hasan Akarsu,
Hasan Cemal,
Hıfzı Topuz,
Mavisel Yener,
Mehmet Eroğlu,
Nihat Ziyalan,
Orhan Baylı,
Sadık Aslankara,
Samuel Beckett
24 Mart 2018 Cumartesi
Dergiler, Yaşam ve Ölüm
İki temel anla başlar ve biter canlıların bu dünyadaki yolculuğu. Işıkla ilk ve karanlıkla son kez tanıştıkları anlarda.
İki ana yoldan gider canlıların bu dünyadaki yolculuğu. Yaşamın ve ölümün yollarından.
Kitaplar evrenin yolculuğunun neresindedirler? Dergiler neresinde? Gelecek "ne yana düşer usta"?
....
Notos Kitap Yayınevi, bir takımadaymış. Onların anayurduymuş. Bir dizi adadan oluşuyormuş. Takımadanın sekiz yıllık bir tarihi varmış. Şimdi sekizinci yılın içindeymişler.
"Şimdi" ne zamandır? Yukarıdaki cümleyi yazmaya başladığım an mı, yoksa bu sorunun sonundaki işareti koyduğum an mı? Yoksa birilerinin bu satırları yazmaya veya okumaya başladığı ya da bitirdiği an mı? Şimdi ne zamandır?
Notos Kitap Yayınevi, "kendi olanaklarıyla kendini var etmeye çalışan bir yayınevi" olarak tanımlanmış. Yaptıkları şöyle açıklanmış:
"Ama küllerinden de doğmuyor. Altı yıl içinde her zaman bağımsız, sivil, dik duruşunu korumaya, kendini butik bir yayınevi olarak tasarlamaya çalıştı."
Kuruluş günü, 1 Ekim 2006 olarak belirtilmiş. Son on iki yılda yaşananlar düşünülürse, Türkiye gibi bir ülkede Notos dergisinin yayınını sürdürebilmesinin değeri daha iyi anlaşılabilir. İnsanların ışıktan ve yaşamdan uzaklaşıp karanlığa ve ölüme yanaştığı koşullarda sanatın önemi daha da artar. Dinlemeyi ve konuşmayı, okumayı ve yazmayı, bakmayı ve görmeyi, anlamayı ve göstermeyi öğretemese bile; onlara giden yollar açar. Evrenin ve doğanın, toplumun ve insanlığın, yaşamın aynası olur.
Şimdilik gelişmeler beklentilerimize pek uygun olmasa da, 21. yüzyılda yeni bir çağda yaşamakta olduğumuza kuşku yok. Birbirimizi ışık hızıyla bulabiliyor, duyabiliyor ve görebiliyor, ışık hızında konuşabiliyoruz. Sesler ve renkler, sözcüklerle birleşip evrenin sonsuzluğundan gelen izleri anlatıyor. Kendi hızı saatte onlarca kilometreyi geçemeyen insan, ışığın hızının peşine ve ötesine düşüyor.
Umutla girdiğimiz bu ışıklı çağda karşılaştığımız korkunç karanlıklar, dünyaya damgasını vuran aşırı hızın yarattığı bir baş dönmesinin ve beyin duyusu yitiminin sonuçları olabilir mi?
....
Ahmet Ümit "İnsan karanlık bir mahluk" demiş Cumhuriyet Kitap Eki kapağında. Gamze Akdemir "Karanlıkları engelleyebilir mi böyle bir sistem?" diye sormuş. Ahmet Ümit "Hiç kimse bu karanlığa uzak değil, her insanın içinde var" demiş.
Eray Ak bir ülkeyi, bir evi, yüz yıllık bir hesaplaşmayı anlatan Oya Baydar'la konuşmuş.
Metin Celal "Tahir, nasıl Fakir oldu?" diye sormuş.
Asuman Kafaoğlu Büke, Shakespeare'in güzelliği sonsuz kılmak amacıyla yazdığını söylemiş.
Ali Bulunmaz, Samuel Alexander'ın "Yeteri Kadarsa Çoktur" kitabından, Henri David Thoreau'nun yaklaşımından söz etmiş.
Çiğdem Zehra Özcan, Yunan düşünür Costa Douzinas'ın "İnsan Hakları ve İmparatorluk" kitabını tanıtmış.
Sadık Aslankara Notos Kitap'ın kitaplaştırdığı tefrikaları, Cahit Irgat'ın elli yıl önce yayımlanan anı yazılarını konu almış. "Çok Yaşasın Ölüler".
Mavisel Yener, Miyase Sertbarut'un "Ünsüz Youtuber'ın Günlüğü" adlı kitabını konu alan yazısına "Tüketim algısına eleştirel bir bakış" başlığını atmış.
Semih Poroy FEKLAVYE'de "Bir şiir ömrün ne kadarına değer?" sorusunu sormuş.
İçindeki karanlıkla başa çıkamıyorsa, dışarıdaki karanlığa çözüm olabilir mi insan? Karanlığa gömüldüyse, ışığı bulmanın ve yeniden insan olmanın yollarını bulabilir mi?
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine" diyebilir mi?
Güzel bir gelecek, kaç ömre değer?
....
İki ana sona gider canlıların bu dünyadaki yolculuğu. Yaşama ve ölüme.
Bir başkasını sevdikçe, onu sımsıkı kucaklayıp korudukça, evrendeki iki noktanın ve iki zamanın buluşmasının ölümü unutturan güzelliğini hissettikçe; yaşam yeni anlamlar kazanır.
Nefret ettikçe, başkalarını hizaya sokmayı tek amaç olarak gördükçe, yalnızca kaçınılmaz sondan kaçmak için o sonu bir an önce bulmaya çalıştıkça; yaşamın ışıkları zayıflar ve ruhların karanlığı büyür. Karanlık ruhların yasaları güzelliklere ve yaşama düşman olur. Kara katiller yaratır. Ölüm, özgürlüğü ve yaşamı boğar.
Siz ölmek için mi, yaşamak için mi yaşıyorsunuz? Yaşamınızda nasıl kitaplar var? Kitaplarınız evrenin neresinde? Karanlığı ve düşmanlığı mı, ışığı ve sevgiyi mi anlatıyorlar?
Etiketler:
Ahmet Ümit,
Ali Bulunmaz,
Cahit Irgat,
Carlos Fuentes,
Costa Douzinas,
Çiğdem Zehra Özcan,
Eray Ak,
Fakir Baykurt,
Mavisel Yener,
Oya Baydar,
Sadık Aslankara,
Samuel Alexander,
Semih Gümüş,
Semih Poroy
17 Mart 2018 Cumartesi
Kitap Işıkları
Işık güneşten ve yıldızlardan mı gelir, doğadan ve yaşamdan mı? Evren bunların tümü müdür, hiçbiri midir?
Kitaplar kimin için yazılır? İnsan yoksa kitapları kim okur? İnsan varsa kitaplar onlara nasıl ulaşır? Kitap ekleri hakkında neler söylenebilir?
....
"KitapEki", kendisi hakkında şunları söylemiş:
"Kitapeki, bir kitap eleştirisi ve kitap tanıtımı sitesidir. Daha çok kitap, daha çok fikir ilerleme getirir, karanlığı geriletir! Tartışmadan ve tartışmaya zemin olmaktan korkmaz. Teşvik eder! Her gün yenilenir. Yazıların içeriğinden yazarlar sorumludur."
Ursula Le Guin'in "Dünyanın Kıyısında Dans" kitabının önsözünde “Basılan kitapların fikirlerini hiçbir zaman değiştirmemek gibi bir sıkıntıları var” dediğini aktarmış.
Kitap Eki'nin bir "Kitap Kolektifi" de varmış. Kitap Kolektifi , www.kitapeki.com sitesine bağlı ticari bir etkinlikmiş. Edebiyat ya da çocuk topluluklarından birine abone olunca daha uygun koşullarla kitap alınabiliyormuş:
"Kitap Kolektifi nitelikli seçkileriyle kitapseverlerin okuma alışkanlıklarını geliştirmeyi hedefliyor. 3 ve 6 aylık abonelik seçenekleriyle her ay hazırlanan seçki kapınıza kadar gelsin. Üstelik abonelerimize her ay küçük sürprizlerimiz de olacak."
M. Şeref Özsoy, "Kenan Akansu’nun Dramı", "Edebiyatımızın özgün yazarı: Demirtaş Ceyhun", " Fikret Demirağ’ın imzasıyla Ötme Keklik Ölürüm" gibi başlıklarla "İmzalı Kitaplar" hakkında yazıyormuş.
"Unutulmayacak bir serüvenin sonu; Adam Yayınları" <http://kitapeki.com/unutulmayacak-bir-seruvenin-sonu-adam-yayinlari/> yazısına "Türk yayın hayatına önemli bir katkısı olan Adam Yayınları 1981 yılında kurulmuştu ve geçtiğimiz günlerde (Adam Yayınları logosunu taşımasa da) yayımlanan Bazen Sonsuzluk Sürüp Giderken (Beat Kuşağı Şiiri) kitabı ile tamamen kapandı" diyerek başlamış.
....
Ali Bulunmaz, "'Uzun bir dün' ve Onetti'nin yalanları" başlığı altında "moda olandan kaçan", "yazınsal hırsızlığı kendini geliştirmek için önemli bir eğitim sayan, eleştirmenlerin gözünü boyamak için ve okurlara göre yazmayan Juan Carlos Onetti" ve kitaplarından söz etmiş.
Eray Ak, "İnsan mı, vicdan mı?" başlıklı yazısında İsmail Güzelsoy'un yeni romanı "Hatırla" ile okuru sekiz yüz yıllık bir geçmişe uzanan büyülü bir masala davet etmiş.
Reyhan Bayar sahaflıkta kırkıncı yılına giren Emin Necdet İşli ile "Sahafnâme" adlı kitabının oluşum sürecini ve "kâğıt arkeologluğu" adını verdiği mesleğini konuşmuş.
A. Kadir Paksoy, Aytekin Karaçoban'ın "Neruda: Yaşamı ve Şiirleri" başlıklı kitabıyla ilgili yazısını " 'Gecenin çiçek açmasını istiyorsak' Neruda'ya kulak verelim" diyerek bitirmiş.
Metin Celal, Juan Gabriel Vasquez'in son romanı İtibarlar'dan söz etmiş, "Javier Mallarino yaşayan bir efsane, Kolombiya'nın herkes tarafından saygı gören, en başarılı siyasi karikatüristidir" demiş.
Elif Aktan, Priscilla Mary Işın'ın "Yemeğin Kültürel Tarihi - Avcılıktan Gurmeliğe" kitabında yemeklerin sürprizlerle dolu öykülerini milyon yılları aşan bir süreçle birlikte anlattığını söylemiş.
Devrim E. Alkış'ın ilk romanının adı "Şantiye Gürültüsü", Hasan Akarsu'nun yazısını da başlığı olmuş.
Bâki Asiltürk, Haydar Ergülen'in "Sen Güneş Kokuyorsun Daha!" kitabıyla ilgili yazısına Shelley'den "İçinizde bulamadığınız şiiri başka yerde aramayın" alıntısıyla başlamış.
Mavisel Yener, Sevim Ak'ın "yazarlığının otuzuncu yılında kaleme aldığı 'Ada ve Adam'da, kendini sevgisiz, itilmiş hisseden ve yalnızlaşan bir çocukla birlikte okuru farklı labirentlerde" dolaştırdığı yazısına "Dokuz yaşındaki Ada, tuhaf davranıyor; huyu suyu değişmiş oğlanın" diyerek başlamış.
....
Kitaplar güneşten ve yıldızlardan mı gelir, insanın içindeki aydınlıktan mı? Kitap eklerinde ve tozlu raflarda kaldıkça mı geleceği aydınlatan bir ışık olurlar, sayfalardan ve ekranlarda her yana yayılıp yaşamla buluşabilirlerse mi?
Etiketler:
Ali Bulunmaz,
Bâki Asiltürk,
Devrim Alkış,
Elif Aktan,
Emin Necdet İşli,
Eray Ak,
Hasan Akarsu,
Haydar Ergülen,
İsmail Güzelsoy,
Kitapeki,
Neruda,
Priscilla Işın,
Şeref Özsoy,
Ursula Le Guin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





























