10 Haziran 2018 Pazar
Şiir, Telif, Makas
Şiir Erkök Yılmaz "Kalemden Çok Makas Kullanırım" derken ne söylemek istemiş olabilir?
Alberto Manguel ne zaman "Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi" demiştir?
Robert Schild 21.yüzyılda "Ölümünün 70. Yılında" Hans Fallada hakkında ne anlatmış olabilir?
Kitaplar insanlarla buluşabilir mi?
....
Eray Ak, Şiir Erkök Yılmaz ile "Aile İçi Muhabbet" kitabını ve kırk yıllık edebiyat yolculuğunu konuşmuş.
Ali Bulunmaz, Alberto Manguel'den "Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi" ile Fransa, Arjantin, Cezayir ve Kanada dörtgeninde geçen bir öyküden söz etmiş.
Robert Schild, telif kısıtlaması 2018'de kalkan Hans Fallada'yı anlatmış.
....
2018'de ilk kez yayımlanan kitapların telif hakları da yetmiş yıl sonra mı kalkacaktır? O gün geldiğinde bugünkü kitapları okumak ve yayımlamak isteyen birileri olacak mıdır?
Sanat, sonsuzluk mudur? Sonsuzluk kaç yıldır?
3 Haziran 2018 Pazar
Eleştiri, Özeleştiri, Mutsuzluk
Pınar Selek niçin "Bu dünya bizi mutsuzluğa alıştırmak istiyor" demiş olabilir?
"Cümbüşçü Karıncalar" evrenle yuvaları arasındaki engelleri nasıl aşarlar, türlerinin geleceğine nasıl ulaşırlar?
Ayşegül Tözeren "Edebiyatta Eleştirinin Özeleştirisi"ni yaparken, kendi yanlışlarını da görebilmiş midir?
Walter Benjamin ve Gershom G. Scholem'in 1932-1940 arasındaki mektuplaşmalarını insanlık kime borçludur? Bu mektupların var olabilmesi insanlık için bir kazanç mıdır, asla affedilemeyecek bir kayıp mı?
Bu hızlı ve gittikçe hızlanan, bu kötü ve gittikçe kötüleşen dünyada; Bedirhan Toprak'ın şiirleri bir Duino'da kimlerle buluşabilir?
Murtaza'nın Mazlum Vesek'in anlattığı kardeşleri bekçiler midir, halklar mı?
Dört paragrafta okurlara seslenerek Eray Ak'ın, Sevim Gezgin'in, Ali Bulunmaz'ın ve Reyyan Bayar'ın yazılarından söz eden Turhan Günay'ın okurlara seslenemeyip köşesini başka yazarlara bırakmak zorunda kaldığı yılların sorumlusu kendisi midir, başkaları mı, kendini düzeltmeyi bir türlü beceremeyen sistemler mi? Yazamadığı yazılar Türkiye için bir kazanç mıdır, asla affedilemeyecek bir kayıp mı?
Semih Poroy'un koyu ve karanlık bir günle gecenin arasında, fırtınalarla çalkalanan bir denizin üzerindeki yağmurlu bir gökyüzünde sıkışmış küçük ve ürkek barış güvercini; bir teknenin üzerindeki kulübeden mi havalanmıştır? Yuvasından dünyaya mı, geçmişten geleceğe mi, yalnızlıktan evrenin sonsuzluğuna mı uçmak istemektedir?
ELEŞTİRİDEN ÇOK ÖZELEŞTİRİ
Celal Üster," 'Muzır' bir özgürlük alanı" başlıklı yazısında Semih Poroy’un gerçek boyutlarıyla ve renkli olarak albümleşen ‘FEKLAVYE’sini yazmış.
"Poroy’un FEKLAVYE’si, yazarların, yayıncıların, çevirmenlerin, dahası okurların dünyasında karşımıza dikilen düşkünlükleri, yapaylıkları, incelikli, duyarlıklı, içten, ama bir o kadar da çarpıcı, keskin bir yergiyle açığa çıkartırken kanımca, entelektüel ortamın eleştirisinden çok, çoklarının kaçındığı özeleştirisini üstleniyor" demiş.
....
Metin Celal'in ve Necmiye Alpay'ın "Dil Meseleleri" ile, Julio Cortazar'ın "Sınav" kitapları arasında bir ilişki olabilir mi?
Aklın sınırsızlığı mı, evrenin ve yaşamın sınırları mı M. Sadık Aslankara ve Mehmet Zaman Saçlıoğlu'nu "Bilimsel Ütopya" kavramına götürmüştür?
Yaşam bittiğinde yaşananlar ve yapılanlar, düşünceler ve yazılanlar, görülenler ve çizilenler nereye gider?
Etiketler:
Ali Bulunmaz,
Ayşegül Tözeren,
Bedirhan Toprak,
Benjamin,
Celal Üster,
Cortazar,
Eray Ak,
Mehmet Zaman Saçlıoğlu,
Metin Celal,
Necmiye Alpay,
Pınar Selek,
Reyyan Bayar,
Scholem,
Semih Poroy,
Turhan Günay
6 Mayıs 2018 Pazar
21.Yüzyılın Görmeme Biçimleri
John Berger'in Görme Biçimleri'ni 1986 Nisan'ından sonraki herhangi bir zamanda okuduğumda, günün birinde Sanatlog için Görmeme Biçimleri başlıklı bir yazı yazacağım aklıma gelebilir miydi?
Günün birinde kitaplara ve kitap eklerine, en iyi en kötü en insancıl en ölümcül en güzel en korkunç düşüncelere ışık hızıyla ulaşılabileceği.
Günün birinde ikili ışık zincirlerinden söz edeceğim.
Aklıma gelir miydi?
Işığın insanlığı aydınlığa ya da karanlığa götürebileceği.
Aklıma gelir miydi?
....
YETMİŞ YIL ÖNCESİNDEN BAŞLAYARAK GELEN BİR EDEBİYAT MİRASI
Cumhuriyet Kitap'ta Eray Ak , "Bir edebiyat mirası" başlıklı yazısında, Behçet Necatigil ve Kâmuran Şıpal'in 1948-1972 arasında birbirlerine yazdığı otuz iki mektubu bir araya getiren, Serenad Demirhan'ın yayına hazırladığı, Murat Yaşçın'ın editörlüğünü yaptığı kitaptan söz etmiş.
"Dar Bir Çember İçinde" , "her yönüyle bir edebiyat mirası" demiş.
Geride mirasların değerini bilecek kuşaklar bırakmak, kimin sorumluluğundadır?
....
ŞİDDETİN FİLOZOFLARI
Selçuk Altun , "181-KİTAP İÇİN" bölümüne "Nuray Hafiftaş için" diyerek başlamış. "Kendime filozof tuttum şiddeti" başlığı altında 4476 ile 4500 arasındaki notlarını yazmış. 4487'de "Rahibinden Satılık Kilise" alıntıları yapmış. Dediğine göre k.İskender, "Kendime filozof tuttum şiddeti" demiş.
Notlarının yanında bir de ardıç ağacı varmış. Ardıç ağaçlarının mı kuşlarının mı, yoksa insanın mı öyküsünü daha iyi biliyorsunuz?
Metin Celal'e sormak ister misiniz?
....
SEKE SEKE GELİP GİTMEK
Metin Celal'in aktardığına göre "Seke Seke Ben Geldim" diyerek iki "Sekmeler" kitabı yazan M. Kayahan Özgül , kısa yazmanın sırrını henüz keşfedememiş. Ama Metin Celal bu kitapları "keyif, merakla ve hızla" okumuş.
Özgül'ün yazar olarak Metin Celal'in en çok dikkatini çeken yönlerinden biri, "hiçbir bilgiyi bizzat başka kaynaklardan kontrol etmeden paylaşmamaya çalışması" imiş.
Henüz yapılmadıysa, İnternet'te yanlış bilgilerle yapılan paylaşımlar için akademik bir çalışma gerçekleştirilebilir. Yazarlara yakıştırılan sözler ve şiirlerle yapılan paylaşımlar içinde Can Yücel, ilk sıralardan birini alabilir. Bu arada, Can Yücel'in de "Seke Seke" adlı bir şiiri varmış.
Gerçekten var mıymış? Ben bu şiiri sesli okuyamam. Bu dünyaya hiç benzemeyen, aşırı arınmış bir evrende yaşıyorum. Galiba seke seke gelip gideceğim.
....
YAŞAMA BİÇİMLERİ
John Berger'in görme biçimleri üzerine geliştirdiği öyküler, yaşamdan ve sanattan "Portreler" ile
sürmüş. Ali Bulunmaz , Tom Overton'un yayına hazırladığı ve Beril Eyüboğlu'nun çevirdiği kitap hakkında yazmış.
"Portreler'de merak eden, öğrenmeye çalışan, yorumlayan, kendisinin eğitimine katkıda bulunan sanatçılar ve
anlamaya uğraştığı eserler üzerine kalem oynatan Berger'la yüzleşiyoruz" demiş.
Kaç kişi "Görmeme Biçimleri" ve "Görme Biçimleri" arasındaki farkı merak ederse, evreni gözlerimizin aptallığıyla değil, aklımızın yüceliğiyle görebiliriz?
....
21. yüzyılda evrenin sonsuzluğuna ve merkezine bakabilirken, burnumuzun ucunu göremememiz normal midir?
Sadık Aslankara, Selim İleri'nin bir öyküsünden yola çıkan bir kitapla ilgili yazmış. Fatih Altuğ "Kapalı İktisat" metninde, Selim İleri’nin ilk olarak 1980’de yayımlanan Bir Denizin Etekleri kitabının içinde yer alan metni “sözlük” olarak okumuş.
Kapalı ekonomilerden açık öykülerin sonsuzluğuna geçilebilir mi?
21 Nisan 2018 Cumartesi
Şafağın Resimleri
Sanat umut mu getirir, acı mı?
İnsan olmasa, evren anlaşılabilir miydi?
Evren anlaşılmadan, yaşam yaşam olabilir miydi?
Şafağın resimleri yapılabilir miydi?
....
YAŞAMIN GÜZEL BİR SANATI
Cumhuriyet Kitap'ta Ali Bulunmaz , Julia Kristeva ve Philippe Sollers'in 1967 yılından beri süren birlikteliğinin, "Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Evlilik" kitabıyla okura açıldığını söylemiş. İkilinin evliliklerinden hareket ettiğini, kadın-erkek ilişkisini çözümlediğini, tarihsel sosyal ekonomik psikolojik felsefi analizlere giriştiğini, 1960'lardan günümüze yakın çevrelerinde tanık olduğu evlilik ve ilişkileri değerlendiğini belirtmiş.
Evliliklerin tümü dört duvar arasında geçmiyor mu acaba?
....
Elif Aktan, yalnızca Benli Belkıs'ın değil, İkinci Dünya Savaşı'nın öncesinde bir Türkiye ve Avrupa'nın da öyküsünü anlatan Şaziye Karlıklı'yla konuşmuş.
....
ANGELA DAVIS'İN ŞAFAKLARI
Reyyan Bayar , Güray Öz'le "Hâlâ Şafakta Geliyorlar Angela" kitabı hakkında konuşmuş. Güray Öz, "Çağının, ülkesinin sorunlarından uzak yaşamayı, yazmayı deneyenler ne ele aldığı konuyu iyi anlatabilir ne de okura ulaşabilir "demiş. Angela Davis'in yaşamını anlatan kitaplardan birinin adının "Eğer Şafakta Gelirlerse" olduğunu söylemiş.
Alice Kaplan'ın anlattığı günlerinizden bu yana daha iyi bir yere gelebildi mi dünya Angela? Senin şafaklarına yaklaşabildi mi?
....
Metin Celal, "İzmir Kitap Fuarı'na gitmeli" demiş. İzmir uzaksa, en yakın bilgi kaynağını bulup ulaşmalı. Gelecek çok uzaklaşmadan.
....
OĞUZ'UN NEŞELİ ZAMAN KUŞU
Oğuz Erten, iki ciltlik kitabında eskizleri ve tablolarından örnekler vererek, Neşe Erdok'un resimlerinden ve dönemlerinden söz etmiş.
Yaşamın en güzel anlarından evrenin sonsuzluğuna açılan bir sanat olabilmiş midir resim? "Zaman Kuşu", zamanın ötesine uçabilmiş midir?
....
Nedret Öztokat Kılıçeri, Sevtap İshakoğlu Kadıoğlu ve Gaye Şahinbaş Erginöz'ün hazırladığı "Belgelerle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde Mülteci Bilim Adamları" adlı kitabı tanıtmış.
Ayça Günaydın'ın bellhooks'un "Değişme İsteği: Erkekler, Erkeklik ve Sevgi" kitabıyla ilgili yazısının başlığı "Feminizm herkes içindir" olmuş.
Sadık Aslankara, Adnan Veli'nin İstanbul Batakhaneleri'nden söz etmiş.
Gelecek kimin içindir?
....
Semih Poroy "Lavoisier şair olsaydı yanmıştı" demiş.
Kaç kişi bu adı duymuştur? Kaç kişi bu adı doğru okuyabilir? Kaç kişi bu adın yaşamı üzerindeki etkilerini biliyordur? Kaç kişi bildiklerini anlamlı bir bütünlükte yeniden kurabiliyordur? İnsanlar insanlıklarını borçlu oldukları güzel insanların adlarını duymadılar ve duymuyorlarsa, bunun sorumlusu kimdir?
Gelecek kimin içindir?
Etiketler:
Ali Bulunmaz,
Alice Kaplan,
Angela Davis,
Benli Belkıs,
Elif Aktan,
Güray Öz,
Julia Kristeva,
Metin Celal,
Neşe Erdok,
Oğuz Erten,
Philippe Sollers,
Reyyan Bayar,
Şaziye Karlıklı
15 Nisan 2018 Pazar
Kitaplar, Kentler, Fuarlar
Kitaplar bulundukları yere göre farklı anlamlar kazanabilirler mi? Bir kitap ne zaman yaşamaya başlar? Bir yazar doğduğu anda mı, kendini arama yolculuğundaki önemli anlarından birinde mi, kitabını yazmaya karar verdiği anda mı, zorlu bir sürecin içinde yükselip alçalarak çıkış yollarını bulmaya çalışırken kapatıldığı labirentte yaşadığı anlardan herhangi birinde mi, sonunda oradan kurtulup büyük bir sevinç duyduğu anda mı, sözleri başkalarına ulaşmaya başladığında mı, gönderdiği sorular yeni sorular olarak ona geri döndüğünde mi? Kitapların sözleri uzayda ve zamanda değişmez midir? Yoksa okundukça ve yeni kitaplar yazıldıkça sürekli yeni öyküler mi anlatmaya başlarlar?
Kentler ve fuarlar olmasa, kitaplar olabilir miydi?
....
İzmir kitap fuarı açılmış. Fuarla ilgili bilgiler web sitesinden ve facebook, twitter/ ve instagram hesaplarından izlenebiliyormuş. Bu yıl 470 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleşecek 23. İzmir Kitap Fuarı, yaklaşık 120 kültür etkinliğine ev sahipliği yapacakmış. Aralarında Gülten Dayıoğlu, Doğan Hızlan, Canan Karatay, Ahmet Ümit, İlber Ortaylı, Müjde Ar, Deniz Kavukçuoğlu, Canan Tan, Altan Öymen, Doğan Cüceloğlu, Cemre Birand, Arif Keskiner, Ataol Behramoğlu, Yüksel Pazarkaya, Mavisel Yener, Sinan Canan, Doğu Yücel, Behiç Ak, Ercan Kesal, Cem Yılmaz, Teoman, İrfan Değirmenci, Aytül Akal, Hikmet Anıl Öztekin, Oya Baydar, Kahraman Tazeoğlu, Ahmet Telli, Mine Soysal, İhsan Eliaçık, Sinan Meydan, İbrahim Kaboğlu, Mine Söğüt, Kemal Hamamcıoğlu, Ahmet Şimşirgil, İsmail Saymaz ve Hicabi Demirci’nin de bulunduğu pek çok yazar, şair, oyuncu ve bilim insanı okurlarıyla buluşacakmış.
Ne güzel. Türkiye'nin güzel insanları böyle güzel bir fuara katıldıkları zaman, Türkiye'de artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz, değil mi? Herkes daha çok okur ve başkalarını dinler, düşüncelerini akla ve bilgiye dayandırır, sözlerini özenle seçer, kızdıklarını yıkmak için değil geleceği korumak için konuşur ve yazar.
Türkiye'nin güzel insanları, Türkiye'yi gerçekten seviyorlardır, değil mi?
...
Reyyan Bayar, "Ahmet Telli'nin 1966-2016 arası kaleme adığı şiirlerin elli yıllık bir dökümü" dediği "Vedâ Divânı" kitabı hakkında "şiirinin elli yılının dönemsel eğilimlerini, estetik ve etik serüvenini" konuşmuş. Kitap, Ahmet Telli'nin 1966-2016 arasında yayımlanmış on şiir kitabının toplamıymış. Nedense aklıma "Elli Yıllık Bir Öykü" geldi.
....
Kırmızı Kedi, "Kuş Uçar Kanat Ağlar" diyerek Necatigil Şiir Ödülü'ne değer görülen Şükrü Erbaş'ı kutlamış.
....
Hürriyet Kitap Sanat'ta Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fotoğraf Bölümü’nde okuyan ve ‘Kendine Ait Bir Oda’ sergisinde, kişisel deneyimleri sonucu oluşturduğu ‘Mülksüzler’ isimli seriyle yer alan sanatçı Cansu Yıldıran Karadeniz yaylalarında kadınların mülk sahibi olma hakkından yoksun bırakılması üzerinden cinsiyetler arası sınıf ayrımını inceliyormuş.
EDEBİYAT Nobeli’ni veren İsveç Akademisi tarihinin en büyük krizlerinden birini mi yaşıyormuş? Krizden çıkabilmek için, Edebiyat Nöbeti mi tutmak gerekir?
....
Salt Beyoğlu kaldığı yerden Aydan Murtezaoğlu ve Bülent Şangar’ın 'Devamlılık Hatası’yla nereye gidecekmiş?
....
Uluslararası Man Booker Ödülü kısa listesi açıklanmış. 2016’da Vejetaryen ile ödülü kazanan 1970 doğumlu Güney Koreli yazar Han Kang, "The White Book" (Beyaz Kitap) adlı romanıyla yine ödülün en büyük adaylarındanmış. Kitapla ilgili değerlendirmesinde Deborah Levy yaşamın ve insanın kırılganlığından söz etmiş. Gizemli bir metin olduğunu söylemiş.
Ödüllere abone olunabilir mi? Ödüllerin amacı usta yazarları onurlandırmak mıdır, yazarların ustalığını okurlara duyurarak buluşmalarını sağlamak mıdır? Birbirimize ışık hızıyla bağlandığımız bu iletişim çağında, bilgiyi ve dünyayı iyi yönettiğimiz söylenebilir mi? Peki hiç değilse edebiyatı ve sanatı daha iyi kurallarla yönetebilir miyiz?
....
İzmir Kitap Fuarı'nda Tudem rüzgârı esecekmiş. İzmir merkezli bir yayın grubu olan Tudem, İzmir Kitap Fuarı’na yedi farklı markası, sevilen yazarları ve 1000’i aşkın kültür ve eğitim kitabıyla katılıyormuş.
....
Fuarlar kentlere yılda kaç kez gidebilir? Kitap ekleri insanların ne kadarına, ne kadar zamanda bir ulaşabilir? Okumayı bilmek okumak, yazmayı bilmek yazmak, aklındaki gerçek ve yalan parçaçıklarıyla oynayabilmek düşünmek için yeterli midir? Kitaplar bir son mudur, bir başlangıç mı? İsteklerimizi ne olursa olsun gerçekleştirmenin mi, gerçeği ve güzellikleri bulmanın mı bir aracıdırlar?
Düşünceler ve kitaplar olmasa ve özenle korunmasa; insan, insan olabilir miydi?
İnsan, insan olabildi mi?
Etiketler:
Ahmet Telli,
Cansu Yıldıran,
Han Kang,
Hürriyet Kitap Sanat,
İzmir Kitap Fuarı,
Kırmızı Kedi,
Man Booker,
Necatigil Şiir Ödülü,
Nobel,
Reyyan Bayar,
Salt Beyoğlu,
Şükrü Erbaş
7 Nisan 2018 Cumartesi
İlk Haftası Nisan'ın
Perşembe günü bir Cumhuriyet aldıysanız.
Kendinizin ve ailenizin yitirdiğiniz tarihine biraz daha yaklaşmış olabilir misiniz?
Geçen hafta elinize yeni bir kitap geçtiyse.
Yaşama, geleceğe ve evrene açılacak yeni bir kapı bulmuş olabilir misiniz?
Hafta boyunca elinizdeki telefonun, masanızdaki ya da dizinizdeki bilgisayarların, işinizin ve yaşamınızın sürekli bir parçası olabilen tabletlerinizin arkasında yepyeni yayınlar ve dünyalarla karşılaştığınız; artık yeni bir dünyada yaşamakta olduğunuzu hissettiğiniz anlar oldu mu?
"İnsanlık ey, neredesin? Nerdesin?"
21. yüzyılda bile bu sorulardan niçin kurtulamamış olduğumuzu sordunuz mu?
....
FİLDİŞİ SARAYLAR
Cumhuriyet Kitap'ın kapağında Hıfzı Topuz, "Fildişi Kulemde Yazmıyorum" demiş. Hıfzı Topuz için "Cumhuriyet dönemi ilk kuşağın birçok üyesi gibi ileri yaşına rağmen hep üreten, yurdun, insanlığın sorunlarına kafa yoran bir bilge" bilge diyen Gül Atmaca, Topuz'la annesinin hikâyesini anlattığı yeni biyografik romanı "Meyyâle'nin Ardından NeVbahar, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Bir Aile Öyküsü" üzerine konuşmuş. Hasan Akarsu "Hasan Hilmi Paşa, 1897'de Sivas Valisidir" diye başladığı yazısında; Topuz'un Nevbahar'da "Osmanlı'nın çöküşünü, Cumhuriyet'in kuruluşunu, bir Osmanlı ailesini sonraki kuşaklarıyla birlikte yansıtırken savaşları, aile ilişkilerini ve aşkları etkili bir dille" anlattığını söylemiş.
Hıfzı Topuz, "Fildişi Kulemde Yazmıyorum" demiş. Peki Türkiye'nin ve dünyanın geleceğini karartacak ya da aydınlatacak yakın ve uzak politikacılar düşüncelerinin, yaptıkları seçimlerin ve verdikleri kararların sonuçlarını nerede, kimin için yazıyorlar? Milyonlarca, hatta milyarlarca insanın kaderlerini nasıl çizebiliyorlar? Attıkları adımların gerçek nedenlerini açıklıyorlar mı, ölümcül bir korkuyla gizliyorlar mı?
....
Sait Faik mi, Sabahattin Ali mi, Nazım Hikmet mi demiştir "Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey" diye?
Yaşama uğraşıyla başa çıkmak için yazar mısınız?
Ali Bulunmaz, Beckett'ın yazma ve yaşama uğraşından söz etmiş.
Nedret Öztokat Kılıçeri, Orçun Türkay'ın "Tunç Bey" adlı anlatısında yitirilen babanın geçmiş zamandaki izini sürdüğünü söylemiş.
Gül Atmaca, 95 yaşında bile üretmeyi hep sürdürerek yurdun ve insanlığın sorunlarına kafa yoran Hıfzı Topuz'la yeni biyografik romanı "Meyyâle'nin Ardından Nevbahar, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Bir Aile Öyküsü" üzerine konuşmuş. Hasan Akarsu, kitapla ilgili yazısına "Hasan Hilmi Paşa, 1897'de Sivas valisidir" diyerek başlamış.
Orhan Baylı, "Tarihin bir türlü tarih olamadığı ülke" başlığı altında Hasan Cemal'in okuru Türkiye'nin yarım yüzyılına tanıklığa çağıran "Hayat İşte Böyle Geçip Gidiyor" kitabını tanıtmış.
Mavisel Yener, nesneler tarafından köleleştirilen insanları anlatan Edward Carey'nin on yaş üstü okurlara seslenen "Çöpkent" adlı fantastik öyküsünü anlatmış.
Sadık Aslankara, Mehmet Eroğlu'nun "Mermer Köşk" ve "Kıyıdan Uzakta" adlı son iki kitabından ve aşk sorunsalından söz etmiş. Sadık Aslankara'nın öykü-roman, tiyatro, belgesel alanlarında her perşembe güncellediği sayfası sürüyormuş.
Gültekin Emre, bir nehirden kendisini eve götürmesini isteyen Nihat Ziyalan'dan söz etmiş.
Yazma uğraşıyla başa çıkabilmek için yüzünüzü doğaya ve insana dönüp; yaşar mısınız? Hangi şiir sizi insanlığın evine götürebilir?
"Burada her şey bir insanı sevmekle" mi bitecek hep? Yeniden "bir insanı sevmekle" başlaması için, hep kitap mı okumak gerekecek? Kitap kokusunu ve insanı hep sevecek misiniz?
Mavisel Yener, çocukları maviliklere götürebilir mi?
Etiketler:
Ali Bulunmaz,
Edward Carey,
Gül Atmaca,
Gültekin Emre,
Hasan Akarsu,
Hasan Cemal,
Hıfzı Topuz,
Mavisel Yener,
Mehmet Eroğlu,
Nihat Ziyalan,
Orhan Baylı,
Sadık Aslankara,
Samuel Beckett
1 Nisan 2018 Pazar
Bilinmeyen Kent
Eğer ilk kez geldiyseniz bir anda hiç tanımadığınız bir kente, onu tanımaya nereden ve nasıl başlarsınız? Güven duyabilir misiniz onun meydanlarına ve yollarına, mahallelerine ve sokaklarına, insanlarına ve diğer canlılarına, binalarına ve köprülerine, tarihine ve günlük yaşamına, ilişkilerine ve geleceğine, aklınıza gelen ve gelmeyen sonsuz gizlerinin belirsizliğine. Güven duyabilir misiniz?
21. yüzyılda kendinizi birdenbire İnternet'in hırçın ve yükselen dalgalarla sürekli büyüyen ve aklınızı kuşatan okyanusuyla karşılaştığınızda; sizi güzel ve doğru limanlara götürecek, bataklığa ve ölüm karanlıklarına çekmeyecek, kendisi batmayacak ve sizi batırmayacak gemiler bulabilir misiniz? Yaşamınıza anlam katacak yolculuklara çıkabilir, mutlu geleceklere ulaşabilir misiniz?
Elinizdeki araçların gücüyle kayıtsız ve zalim olmamayı öğrenebilir misiniz? Doğanın gelişip büyük umutlar yarattıktan sonra yoldan çıkmış tuhaf yaratığı olmaktan kurtulup, yeniden insan olabilir misiniz?
....
BAŞARI ÇİFTLİĞİ
Bu yaşa geldiğim halde kendime ne bir çiftlik ne bir banka ne de bana taparcasına bağlanıp sözümden çıkmayacak taraftarlarla beslenip büyüyecek bir takım kuramadığıma, gelip geçmek için başkalarının parasıyla bir saray bile yaptıramadığıma bakılırsa.
Yaşamımın bir başarı öyküsü olduğu pek söylenemez.
Peki tarihteki başarı öykülerinin ne kadarı parlak günlerde yazıldığı gibi kalabilmiştir?
....
YAŞAM BULMACASI
Aslında tüm yaşamlarımız boyunca çözmeye çalıştığımız tek gerçek bulmaca, bir "Yaşam Bulmacası" mıdır?
Her yaşam çözülmesi istenen, ancak çözülünce anlam kazanan bir bulmaca mıdır? Bir parça bile yanlışsa veya yanlış yere konduysa eksik midir, yaşanmamış mıdır?
Işık hızıyla karanlıktan aydınlığa, aydınlıktan karanlığa gidip gelen bir evrende; denizin ve dalgaların ve gökyüzünün ve toprağın ve güneşin güzelliğini hissetmenin, yıldızları görerek ve bilerek yaşamanın bir yolu var mıdır?
....
YAŞANASI DÜNYALAR GÜNLÜĞÜ
İnsanlığın her an büyüyen milyarlarca sayfalık ışık bilgileriyle soluk alacağına gittikçe bataklığa gömülüp boğulmakta olduğunu görmesem, bir de "YaşanasıDünyalarLog" sayfası açmayı düşünebilirdim.
Oysa ne gerek var? Okunası Kitaplar, Yaşanası Dünyalar'ı zaten anlatmıyor mu?
Peki bütün kitaplar okunabilir midir? Hepsi mi? Karanlığı çağıranlar da mı? Bütün kitaplar mı okunabilirdir?
İkili Işık Zincirleri bu yeni dünyada anlamlı ve etkili iletişim kurmanın araçlarından biri olabilir mi? Sanat Dünyası Okunası Kitaplar'la edebiyata, Film Kâşifleri'yle sinemaya gidecek gemilerin kalkacağı bir liman olabilir mi? Sanat Dünyası'na gelenler kendilerini tanıyabilir, gidebilecekleri limanları görebilirler mi? Birbirlerine Ödülsüz Sorular (1-7) sorup, karşılığında mutluluk alıp verebilirler mi?
Filmlerin ve kitapların özgür olduğu bir dünyada mı Her Çocuk Bir Tohum olabilir, katı kurallarla denetlendikleri bir dünyada mı? Kütüphanelere ve okuma kültürüne katkıların artması, yaşanası dünyaları getirebilir mi?
Peki bütün filmler izlenebilir, bütün kitaplar okunabilir midir?
Evet hepsi, ışığı bitirmek isteyenler de, bunlar kime neyi niçin nasıl diyorlar, nerede ve ne zaman etkili olmuşlar ve oluyorlar, onların nefretini nasıl bir sevgi, düşmanlığını nasıl bir dostluk durdurabilir; bunu anlamak için okunmalıdır.
....
UYGARLIKLARIN SONU
Işık hızındaki bu inanılmaz bilgi ve iletişim çağındaki dünyamızda yaşadıklarımızın uzaya ve zamana meydan okuyan, doğru ve ayrıntılı bir kaydı tutulablir mi?
YaşamLog, ikili ışık zincirlerinin öyküsünü yazabilir mi?
Çalışma yaşamımda en uzun süreyle çalıştığım işlerden biri Sanatlog olmuş. Beş yıl. Hiç az değil. Profesyonel anlamda da en uzun sürem on beş yıla yakın, ardından on yıl geliyor, dört, üç ve iki yıl olarak sürüyor. Sanatlog bu durumda üçüncü oluyor. Ama ne yazık ki Sanatlog sitesi yine erişilmez olmuş. "Işık Grupları" projesinin listesinde yer alıyor ama bağlantıdan yazılara erişilemiyor.
Biz insanlar, biz uygarlıklar ölümlü olduğumuzu biliyoruz. Yaptıklarımız ölümsüz olabilir mi?
....
ANNEANNEMİN DİNİ
İnsan bir pusula olmadan yolunu bulabilir mi? İnsanlık dinleri aşabilir, tüm tanrıları evrenin denizinde buluşturabilir mi? Madde ve enerji, beden ve ruh buluşabilir, tümüyle özgürleşip sonsuzluğa karışabilir mi?
Benim için din, anneannemdir. IŞİD'i, Deniz Feneri'ni, din temelli bölünmeleri, küçük hesap gruplarını, örgütleri, partileri hiç görüp tanımamış olan anneannem. Sessizce ibadet eden, felçliyken oturarak namaz kılan, hatim indiren, bana gerçekten inandığı Allah'ı dünyada bulunabilecek en büyük güzellikten bile daha çok sevdirmiş olan, inançlarının anlamına çoktan kavuşmuş olan anneannem.
Müslümanlığın ışığı anneannemde değilse, nerede olabilir?
....
Denizli Büyükşehir Belediyesi 2. Kitap Fuarı'nda öğrenci Elif Yıldız; kitap fuarının düzenlenmesini iple çektiklerini, orada çok sayıda kitabı bir arada görebildiklerini, istedikleri kitapları alma ve yazarı ile sohbet etme imkânı bulabildiklerini söylemiş.
“Bilgi Toplumu Çoğullaştırır” temasıyla kutlanan 48. Kütüphane Haftası'nın açılış gününde, elli ilin altmış meydanında otuz dakika kitap okuma etkinliği gerçekleştirilmiş.
Kitap Eki, "10 Meşhur Kitap İstifçisi" listesinin başında 300.000 kitapla Karl Lagerfeld adını vermiş. Diğerleri George Lucas: 27.000, Jay Walker: 20.000, Michael Jackson: 10.000, Ernest Hemingway: 9000 olarak listelenmiş.
Michael Jackson, Madonna, Ahmet Erhan ve Jale Sancak'la aynı yıl doğduğumu biliyor muydunuz? Aynı yılda doğduğunuz kaç kişi olduğunu hesaplayabilir misiniz?
....
Ahmet Telli, sanatların kardeşliğini yazmış. "Sanatların birbirleriyle kurduğu dili; o ritmi, o ahengi ve kardeşliği, insanlar arasında da gerçekleştirmek gerekiyor" demiş.
....
İrfan Aktan, İrfan Değirmenci'yle gazeteciliğin geleceği ve nereden aklına geldiğini pek anlayamadığım yeni kitabı hakkında konuşmuş.
"Yeni çıkan romanınız Herlanda, ismi Her Şey olan tiranın hüküm sürdüğü bir distopya. Karanlığın hüküm sürdüğü bu distopyayı neden iyi sonla bitirdiniz?"
"Çünkü bu aslında bir direniş, bir umut romanı. Hikâye 2141 yılında geçiyor ve 150 yıldır iktidarda olan 185 yaşındaki Her Şey, işi, ülkenin adını değiştirmeye, Herlanda yapmaya kadar vardırmış. Özel kurulmuş laboratuvarlarda sadece kendisi için geliştirilmiş ilaçlarla yaşatılan, ortalama 250 yıl yaşaması planlanmış Her Şey, 2141 yılına gelene kadar ülkede adım adım kontrolü ele geçirmiş."
İnsanlık distopyaların nedenlerini anlamadan, onlardan kurtulabilir mi? Yoksa insanlıktan kurtulmak, distopyalardan kurtulmaktan daha mı kolaydır?
....
Marvel’in son filmi Black Panther (Kara Panter) 1 milyar dolar gişe yapan filmler arasına girmiş.
On beş saat önce 1 milyar 250 milyonu da geçmiş.
İnsanlar ütopyaları daha mı yakın buluyor kendilerine?
....
Eğer bir anda geldiyseniz hiç tanımadığınız bir dünyaya ve küçücükseniz ve gördüğünüz herkes size uzak ve yabancıysa.
Annenizin sevgi dolu güzel yüzünden, size umut ve güven veren gülümseyişinden başka neye sığınırsınız?
Etiketler:
Ahmet Telli,
belediye,
Black Panther,
Bulmaca,
Denizli,
Elif Yıldız,
Film Kaşifleri,
George Lucas,
Jay Walker,
Kara Panter,
Karl Lagerfeld,
Okunası Kitaplar,
Yaşanası Dünyalar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















